Bireysel Giriş Acente Girişi
arka plan resmi

Haberler

Sigortalar ile ilgili güncel haberler

47 Başlık
Voleybol severler AXA Sigorta Kupa Voley’le coştu.
27.12.2018
haberler

AXA Sigorta’nın isim sponsoru olduğu Kupa Voley, Malatya ve İzmir’de oynanan final maçlarıyla sona ererken, izleyenlere keyifli anlar yaşattı. AXAFit standının yanı sıra saha içi ve saha dışı aktivitelerle turnuvaya renk katan AXA Sigorta, turnuva boyunca sekiz ilde 10 binden fazla voleybol tutkunu ile buluştu.

Türkiye’de sigorta sektörüne küresel bilgi birikimi ve yenilikçi bakış açısıyla öncülük eden AXA Sigorta’nın isim sponsoru olduğu Kupa Voley, Malatya ve İzmir’de oynanan final maçlarıyla sona erdi. AXA Sigorta’nın “insanlara aktif ve sağlıklı bir yaşam için ilham verme” hedefiyle sponsor olduğu turnuvanın Malatya’da gerçekleştirilen Erkekler Finali’nde Fenerbahçe kupayı evine götürürken İzmir’de oynanan Kadınlar Finali’nin galibi ise Eczacıbaşı Vitra oldu. AXA Sigorta’nın saha içi ve saha dışı aktivitelerle renk kattığı turnuva kapsamında sekiz ilde 10 binin üzerinde voleybol tutkunu AXAFit stantlarını ziyaret etti. AXA Sigorta, yeni iletişim kampanyası “Know You Can’in Türkiye lansmanını da gerçekleştirdiği finaller kapsamında voleybolun efsanevi ismi Neslihan Demir’in hikayesinden esinlenerek hazırlanan dijital filmi ile de seyircilerin beğenisini topladı. Final maçlarının tamamını yerinde takip eden ve kazanan takımlara kupalarını veren AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, “Dünyanın lider sigorta şirketi olarak Birleşmiş Milletler ‘in ‘Sağlıklı Bireyler’ hedefi çerçevesindeki sorumluluklarımızın farkındayız. Farklılaşma stratejisiyle ilerlerken insanların daha iyi yaşam sürmelerine katkı sağlama ve hayallerine giden yolda güvenebilecekleri bir çözüm ortağı olma hedefiyle çalışıyoruz. Hem aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmeleri hem de hayallerinden asla vazgeçmemeleri için ilham verici çalışmaların altına imzamızı atıyoruz. Bu anlamda ulusal ve uluslararası sponsorluklara büyük önem atfediyoruz. Türkiye’nin en başarılı kurumlarından Türkiye Voleybol Federasyonu ile bir araya gelme fırsatı bulduğumuz Kupa Voley’e de adımızı vermekten gurur duyuyor, kendilerine teşekkür ediyoruz” dedi.

AXA Sigorta, Altınordu Futbol Kulübü’nün “Değerler Ortağı” oldu.
13.2.2019
haberler

Altınordu değerlerinin gelecek nesillere aktarılması için gerçekleştirilen iş birliği kapsamında AXA Sigorta, sporcu, antrenör ve çalışanlarının yanı sıra kulübün taşınmazlarını sigorta güvencesi altına alıyor ve 6. Uluslararası U12 İzmir Cup çalışmalarını destekliyor.

Türkiye’de 127 yıllık tarihiyle sigorta sektörüne yenilikçi bakış açısı ve küresel bilgi birikimiyle öncülük eden AXA Sigorta, İzmir’in Cumhuriyetimizle yaşıt futbol kulübü Altınordu ile “Değerler Ortağı” oldu. Altınordu Futbol Kulübü’nün öncelikle sporcu, antrenör ve çalışanlarını sonrasında ise taşınmazlarını sigorta güvencesi altına alan iş birliğinin yanı sıra Nisan ayında dünyanın dört bir yanındaki kulüplerden yüzlerce sporcunun ve ailelerinin ağırlanacağı 6. Uluslararası U12 İzmir Cup’ın da desteklenmesini kapsayan anlaşma 12 Şubat Salı günü atılan imzalarla resmileştirildi. Altınordu Metin Oktay Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen imza törenine AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken ileSatış ve Pazarlama Başkanı Firuzan İşcan veAltınordu Futbol Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Mehmet Özkan ileİcra Kurulu Başkanı (CEO) Barış Orhunbilge katıldı.
“Bu bir sponsorluktan çok daha fazlası, biz Altınordu’nun değerlerine ortak oluyoruz”
AXA’nın öncelikli misyonunun “insanların daha iyi bir yaşam sürmesini sağlamak” olduğunu ifade eden AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, “Dünyanın lider sigorta ve varlık yönetimi şirketi olarak küresel gücümüzün beraberinde getirdiği sorumlulukların bilincindeyiz. 127 yıldır insanların hedeflerini gerçekleştirmek ve daha ileriye gitmek için kendilerine güvenmeleri için her zaman yanında olan bir iş ortağı olarak çalışıyoruz. İnsanlara sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmeleri için ilham kaynağı olmayı da görevimiz olarak görüyoruz. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de farklı iş birliklerine imza atarak hem bu konuda farkındalığın artırılmasına hem de spor alanında ülkemizi gururlandıran başarılara imza atılmasına destek oluyoruz. Cumhuriyetimizle yaşıt olan, gençlerimizin hayallerine destek veren ve ülkemize örnek sporcular kazandırmak için çalışan Altınordu Futbol Kulübü ile bu bağlamda iş birliği yapabildiğimiz için çok mutluyuz” dedi. AXA’nın başarılı tarihinde yıllar geçse de eskimeyen değerlerinin önemli bir rolü olduğunun da altını çizen Ölken, sözlerine şöyle devam etti: “Biz bunun finansal bir ortaklıktan çok daha fazlası olduğunu düşünüyoruz. ‘İyi Birey, İyi Vatandaş, İyi Futbolcu’ yetiştirme hedefiyle çalışan Altınordu değerlerinin güçlenerek yaşaması, geleceğe taşınması ve yeni nesillerin de hayatına dokunması için kulübümüzün değerlerine ortak oluyor, bu sebeple de kendimizi sadece bir sponsordan ziyade ‘Değerler Ortağı’ olarak adlandırmayı daha uygun buluyoruz”.

Altınordu Futbol Kulübü’nün “Değerler Ortağı” olarak gerçekleştirecekleri çalışmaların detaylarını paylaşanAXA Sigorta Satış ve Pazarlama Başkanı ve İcra Kurulu Üyesi Firuzan İşcan ise “AXA’da ‘kıymetini kaybetmeden bilme’nin önemine inanıyoruz. Altınordu Futbol Kulübü’nün de sadece taşınmazlarını değil, taşınan varlıklarını ve tüm organizasyonlardaki sorumluluklarını, değer biçilemeyecek sporcularını, antrenörlerini ve çalışanlarını seyahat, ferdi kaza ve tamamlayıcı sağlık sigortası ürünlerimizle AXA Sigorta güvencesi altına alıyoruz. Ayrıca Nisan ayında dünyanın dört bir yanındaki kulüplerinden yüzlerce sporcu ve ailelerinin ağırlanacağı 6. Uluslararası U12 İzmir Cup’ın da yardımcı sponsorluğunu üstleniyoruz. Yine sezon boyunca alanında uzman ve örnek isimlerin çocuklarımızla hayatlarını şekillendiren değerleri paylaşacakları ve aynı zamanda Altınordulu olma deneyimini yaşatacağımız ‘İyi Bir Gün’ etkinlikleri düzenleyeceğiz.” dedi. Altınordu Futbol Kulübü’nün başarılı çalışmalarının duyulması için iletişim çalışmaları gerçekleştireceklerini de söyleyen İşcan, toplantıda Altınordu değerlerinin yansıtıldığı sponsorluk filmini de ilk kez paylaştı.

“Altınordu’ya verilen destekleri bu toprakların çocuklarına verilen değer olarak kabul ediyoruz”
Altınordu FK Başkanı Seyit Mehmet Özkan AXA Sigorta’nın “Değerler Ortaklığı” projesini çok önemsediğini vurgulayarak, “2012 yılında bu toprakların çocuklarına güvenip iyi birey, iyi vatandaş ve iyi futbolcular yetiştirmek üzere yola çıktık. Altınordu’ya verilen tüm destekleri de bu toprakların çocuklarına verilen değer olarak kabul ediyoruz. AXA Sigorta futbol sektöründe sadece Liverpool ile bir iş birliği içerisinde ve Liverpool gibi biz de yalnız yürümüyoruz. Bu ülkenin çocukları için el ele veren güçlü kurumlarla birlikteyiz” diye konuştu. AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken’e teşekkür eden Özkan, “Bugün gerçekten çok önemli bir imza atıyoruz. Değerler ortağı olmak, maddi katkıların çok ötesinde. Bunun temelinde mottomuza uygun olarak iyilik var. Bu anlaşmanın imzalanmasında, daha önce AXA Sigorta’da uzun yıllar görev yapan Altınordu FK CEO’su Barış Orhunbilge’nin emekleri de çok büyük. Ölken gibi kendisine de çocuklarımız adına teşekkür ediyorum” dedi.

Altınordu FK CEO’su Barış Orhunbilgeise hayatında ayrı öneme sahip iki kurum olan Altınordu ve AXA Sigorta’nın “Değerler Ortaklığı” adı altında çıktıkları yolun, her iki tarafa da önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Orhunbilge, “İki kurum da kendine kırmızı ve lacivert renkleri seçmiş; benim için bazı şeyler değişse de renkler aynı kaldı. Yıllardır verdiğimiz emeklerin anlaşıldığını, kendimizi ne kadar doğru anlattığımızı görmek açıkçası bizleri çok mutlu ediyor. Ben de başta Sayın Ölken olmak üzere tüm AXA Sigorta Ailesi’ne çocuklarımız adına teşekkür ederim” diyerek sözlerini tamamladı.

Primini kendi ödeyenler 2019’da ayda 26 gün prim ödeyecek
23.1.2019
haberler

2019'da 4/a ve 4/b statüsündeki sigortalılar ile hak sahiplerine ödenecek emzirme ödeneği ile cenaze ödeneği artırıldı. Primini kendi ödeyenler geçen yıl bir ay için 25 günlük prim ödemesi yaparken, bu yıl 26 gün üzerinden prim ödeyecekler

Sosyal Güvenlik Kurumu, farklı sigortalıların 2019 yılında ödeyeceği prim tutarları ile bazı işlemlerde uygulanacak tutarları bir genelge ile duyurdu. Genelgede, geçici iş göremezlik gelirinden emzirme ve cenaze yardımlarına, yurt dışında çalışan işçilerden gündelikçilerin ödeyeceği prim tutarına kadar 2019 yılında geçerli olacak rakamlar belirlendi.

GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK MAAŞLARI

İş kazaları ile meslek hastalıkları, hastalık ve analık sigortaları kapsamında geçici iş göremezlik maaşı alanlar asgari ücret artışından etkileniyor. 1 Ocak 2019 tarihinden önce bağlanmış bulunan geçici iş göremezlik ödenekleri yeni asgari ücretin 3'te 2'sinin altında kalanların, istirahatlı bulundukları günlere ait geçici iş göremezlik ödenekleri günlük 85.28 lira üzerinden hesaplanacak. Bir aylık geçici iş göremezlik ödeneği 2 bin 558 liranın altında olamayacak.

Çırak ve öğrencilerin geçici iş göremezlik ödenekleri ise asgari ücretin yarısı olan bin 279 lira olacak. Geçen yıl bağlanan ve istirahatı devam edenlerden yeni asgari ücretin üzerinde olan geçici iş göremezlik ücretleri ise değişmeyecek.

YENİ EMZİRME VE CENAZE ÖDENEKLERİ

4/a ve 4/b sigortalısı kadınlar ile eşi çalışmayan erkeklere yeni doğan çocuk için yapılan bir defalık emzirme ödeneği 149 liradan 180 liraya çıkartıldı.

Cenaze ödeneği ise 595 liradan 716 liraya yükseltildi. Cenaze ödeneği, ölen sigortalı ve emeklilerin yakınlarına veriliyor.

PRİME ESAS KAZANÇTAN İNDİRİLEBİLECEK TUTARLAR

2019 yılında 4/a sigortalıların prime esas kazançlarından muaf tutulacak tutarlar da değişti. Buna göre, bu yıl günlük 5.12 TL’ye kadar olan yemek parası, aylık 51.17 TL çocuk yardımı ve 255.84 TL tutarındaki aile yardımı, prime esas kazanca dahil edilmeyecek.

STAJYER VE KURSİYER PRİMLERİ

Mesleki Eğitim Kanunu uyarınca aday çırak, çıraklar, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler ile mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında okumakta iken staja tabi tutulan öğrencilerin sigorta primleri, asgari ücretin yüzde 50’si üzerinden hesaplanıyor. Bu kapsamda yer alan çırak ve öğrencilerin prime esas kazançları 2019 yılı boyunca günlük 42.64 Tl, aylık bin 279.20 Tl olarak kabul edilecek.

Staj yapan üniversite öğrencileri ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen projelerde görevli bursiyerler ve Türkiye İş Kurumu’nun düzenlediği kurslara katılanların sigorta primleri 2019 yılında günlük 85.28 TL kazanç üzerinden ödenecek.

YURT DIŞINDA ÇALIŞAN İŞÇİLER

Türkiye ile sosyal güvenlik anlaşması olmayan ülkelerde çalıştırılmak üzere Türk müteahhitlerince götürülen işçiler için asgari ücretin en fazla üç katına kadar kazanç üzerinden prim ödeniyor. Bunların aylık kazanç üst sınırı 6 bin 88 liradan 7 bin 675 liraya çıkartıldı. Bunun üzerindeki ücretler için prim ödenmeyecek. Buna bağlı olarak, çalışırken normalde daha yüksek ücret alanlar, emsallerine göre daha düşük emekli aylığı almak zorunda kalacak.

GÜNDELİKÇİLERİN SİGORTASI

Birden fazla işverene bağlı olarak ayda on günden az çalışanlar, tarım orman işlerinde hizmet akdiyle çalışanlar ile ticari taksi, dolmuş gibi şehir içi toplu taşıma araçlarında çalışanlar ve sanatçılar primlerinin tamamını kendileri ödüyorlar veya eksik günlerini tamamlıyorlar.
Ev hizmetlerinde ayda 10 günden az gündelikçi, bakıcı çalıştıranlar bu yıl günlük 1.71 TL, 9 gün için de 15.39 TL iş kazası ve meslek hastalığı primi ödeyecekler.
Ev hizmetlerinde hiçbir işverenin yanında 10 gün ve üzeri çalışamayanlar, primlerini kendileri yatırabiliyor. Bunların 2019 yılında ödeyecekleri prim tutarı aylık 818 TL olacak.

PRİMİNİ KENDİLERİ ÖDEYENLER 26 GÜN ÜZERİNDEN ÖDEME YAPACAK

Primini kendileri ödemekte olanlar geçen yıl 25 gün üzerinden prim ödüyorlardı. Bu sene ödeyecekleri prim tutarı 26 güne çıkartıldı.
Buna göre, tarım orman işçileri bu yıl her ay en düşük 765 lira prim ödeyecekler.
Şehir içi toplu taşıma araçlarında çalışanlar ile sanatçılar ise aylık 720 lira prim ödeyecekler. Bu gruptakiler, arzu ederlerse işsizliğe karşı kendilerini sigortalamak isteyebiliyorlar. İşsizlik sigortası primini de ödemek isteyenler 2019 yılında aylık 787 lira prim yatıracaklar.
2925 sayılı kanuna tabi tarım sigortalıları ise bu yıl aylık 416 lira prim ödeyecekler.

İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILAR

4/b kapsa mında isteğe bağlı sigortalılar, genel sağlık sigortası primi dahil bu yıl aylık 818 lira prim yatıracaklar.
Türkiye’de oturma izni almış yabancı ülke vatandaşları genel sağlık sigortası (GSS) hizmetlerinden yararlanmak için bu yıl aylık 614 lira prim ödeyecekler.

GSS PRİMLERİ

Herhangi bir işte çalışmayan ve GSS primini kendileri ödemek zorunda olanların ödeyecekleri aylık prim tutarı 60.89 TL’den 76.75 TL’ye çıktı.

STAJYER AVUKATLAR

Avukatlık stajı yapanlar için Türkiye Barolar Birliği tarafından bu yıl ödenecek GSS primi, 122 TL’den 153 TL’ye yükseltildi.

KISMİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR

4857 sayılı İş Kanunu’na göre kısmi süreli çalışanlar eksik prim günlerini 30 güne tamamlayabiliyorlar. Bunların eksik prim günleri için 1 Ocak 2012 tarihinden sonra GSS primi ödenmesi gerekmiyor. Ancak, 2011 yılı ve öncesine ait GSS prim borçları varsa, bu haktan yararlanamıyorlar. Kısmi süreli çalışanlar eksik günlerini tamamlamak için günlük 27 lira üzerinden prim ödeyecekler. GSS prim borcu bulunmayanlar ise 2012’den sonraki süreler için günlük 17 lira üzerinden borçlanma yapabilecekler.



 

‘Futbol Bir Oyundur’ Çocuk Tiyatrosu ile HDI Sigorta Sanata ve Spora Desteğini Sürdürüyor
21.1.2019
haberler

Sporun gelişimi için Türkiye’de faaliyetlerine başladığı ilk günden bugüne destek veren HDI Sigorta, sporda fair play ruhunu aşılayan, sporun faydalarını anlatan ve nasıl doğru taraftar olunabileceğini anlatan “Futbol Bir Oyundur”müzikli çocuk tiyatrosuna verdiği destek ile spora katkı vermeye devam ediyor.

Çocuklara sporun faydalarını ve eğlenerek doğru taraftar olmayı öğreten “Futbol Bir Oyundur”, ilk gösterimini İstanbul’da Mustafa Saffet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi.

Ebeveynlerinin eşliğinde 250 çocuğun merakla izlediği, 60 dakika süren oyunun hikayesini Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncularından Enis Fosforoğlu kaleme alırken, yönetmenliğini ise Seren Fosforoğlu üstlendi.

Galatasaray Kadın Voleybol Takımı ve Fenerbahçe Spor Kulübü ile 2018 yılında imzalanan sponsorluk anlaşmalarını hatırlatan, HDI Sigorta’nın ülke sporuna kurulduğu ilk günden bu yana verdiği desteğin altını çizen HDI Sigorta Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu, “Farklı branşlarda verdiğimiz destekler ile kulüplerimizin spora katkısını sürdürülebilir kılma gayreti içerisindeyiz. ‘Futbol Bir Oyundur’ müzikli çocuk tiyatrosu ise, doğru taraftar olmanın ve fair play ruhunun ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. İşin bu boyutu, branş ayrımı gözetmeksizin en az altyapı ve ekonomik süreçlerin sağlıklı yönetimi kadar mühim. Çünkü spor, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Çocuklarımıza, sahanın içerisinde ya da dışında nasıl davranmaları gerektiğini gösterebilmemiz, en az spor yönlendirilmeleri kadar önemli olduğunu düşünüyorum,” dedi.

KOBİ’lerin ilk tercihi acente kanalı
17.1.2019
haberler

TOBB ve ERGO Türkiye iş birliğiyle gerçekleşen “Türkiye’de KOBİ’lerin Sigortaya Bakış Açıları Araştırması” uzun yıllardır faaliyet gösteren KOBİ’lerde sigortalanma yaklaşımının tecrübeyle sabit olduğunu gösteriyor.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve sigorta sektörünün önde gelen şirketlerinden ERGO Türkiye tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen “Türkiye’de KOBİ’lerin Sigortaya Bakış Açıları Araştırması” sonuçlandı. Türkiye’de ilk kez bu kapsamda yürütülen araştırmanın sonuçları, ERGO Türkiye CEO’su Yıldırım Türe tarafından kamuoyu ile paylaşıldı.

Türkiye’de işletmelerin yüzde 99,8’ini oluşturan KOBİ’lerin faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinde sigortanın katkısına dikkat çekmek ve sigortaya yönelik farkındalık yaratmak için araştırmayı hazırladıklarını belirten Türe: ‘’Çalışma, KOBİ’lerin sigortalanma davranışları hakkında kapsamlı bir kılavuz işlevi de görecek’’ dedi. 

KOBİ’lerin ilk tercihi acente kanalı

Araştırma’ya katılan KOBİ’ler, sigorta alımında yüzde 62,7 oranında acente kanalını tercih ederken, yüzde 23,2 ile banka, yüzde 8,3 ile online ve yüzde 5,8 ile broker kanalı kullanılıyor. Acentelerin bu derece tercih edilen bir kanal olmasında en büyük pay, KOBİ’lere hasar ve teminat süreçleri hakkında bilgi verme kapasiteleri. KOBİ’lerin yüzde 67,8’i acente temsilcilerinin KOBİ’lere yeterli, doğru ve güvenilir bilgi verdiğini ifade ediyor. 

TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Ülken, KOBİ’lerin sigortalanma tutumunda acentelerin rolüne dikkat çekerek: “Araştırma sonuçları, sigorta sektörünün bel kemiği olarak adlandırdığımız acentelerin KOBİ’ler nezdinde ne derece önem taşıdığını bir kez daha gösteriyor” dedi.

Tecrübe “Sigorta” diyor!

Araştırma sonuçlarına göre; 1 yıl ve daha az süredir sektörde faaliyet gösteren KOBİ’lerde İş Yeri Paket Sigortası sahipliği yüzde 24,2 iken; faaliyet süresi arttıkça bu oran artıyor. 6-10 yıl arasında faaliyet gösteren KOBİ’lerde sigortalılık oranı yüzde 35,4’e, 16-20 arası sektörde yer alan KOBİ’lerde ise yüzde 43,7’ye kadar çıkıyor.

Faaliyet yılı arttıkça ölçümlenen birçok değişkenin olumlu yönde seyir ettiğini belirten Yıldırım Türe: “Farklı ekonomik koşullarda yıllarca hayatta kalmayı ve karlı olmayı başarmış KOBİ’lerimiz bu yolculukta sigortalılığın onlara faydasını tecrübe etme fırsatı buluyor ve işlerinin büyümesi ile sigortalanma arasındaki bağı daha net kurabiliyor. Bu noktada, özellikle genç KOBİ’lere yönelik tavsiyemiz, sigortalanmayı bir masraf kaleminden ziyade, işlerinin ve mallarının güvencesi olarak görmeleridir” dedi.

İş Yeri Paket Sigortası’na sahip olan KOBİ’lerin yüzde 96,4’ü ürünü faydalı buluyor. 

İşyerlerinde gerçekleşme ihtimali olan birçok riske karşı teminat sağlayan İş Yeri Paket Sigortası’na sahip olan KOBİ’lerin yüzde 96,4’ünün ürünü faydalı bulurken; bu oran faaliyet süresiyle doğru orantılı ilerliyor. 11-15 yıldır faaliyet gösteren KOBİ’lerin sigorta memnuniyetinin yüzde yüze ulaştığı görülüyor.

1.200 KOBİ’yi kapsayan pilot çalışma bağımsız araştırma şirketi İstanbul Ekonomi Araştırma tarafından yürütüldü. Araştırmada İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Kocaeli’nde hizmet ve üretim alanında eşit oranda faaliyet gösteren KOBİ’ler üzerinde yoğunlaşıldı. 

ERGO Türkiye CEO’su Yıldırım Türe konuya ilişkin şunları aktardı:

“Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı  - TEPAV’ın Ağustos 2018 verilerine göre ülkemizde 1 milyon 858 bin KOBİ faaliyet gösteriyor. ERGO Türkiye olarak KOBİ’leri desteklemenin ve sigorta risklerini minimize etmenin ülke ekonomisine katkı noktasında oldukça önem taşıdığını düşünüyoruz. Artan rekabet, riskli yatırımlar, likidite yönetimi problemleri gibi KOBİ’leri kırılgan hale getiren bu atmosferde ERGO Türkiye olarak İş İnsanlarının, girişimcilerin risklerini paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu bakış açısıyla, TOBB işbirliğiyle bir pilot çalışma yürüterek bu araştırmayı gerçekleştirdik. Temel hedefimiz, KOBİ’lerin faaliyetlerini yürütürken sigortanın katkısına dikkat çekmek, sigorta ihtiyaçlarına yönelik farkındalık yaratmak ve iş hacimlerini sürdürülebilir kılarken, sigortalanmanın gerekliliği hakkında bakış açısı oluşturmaktır. Araştırma’dan elde ettiğimiz bulgular, kamuoyuna fayda sağlayabilecek, KOBİ’lerin ihtiyaçlarını daha net görebileceğimiz, anlayabileceğimiz ve sigorta sektörü olarak nasıl eylemlerde bulunabileceğimizi gösteren birçok noktada bizlere yol gösteriyor.” 

TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Ülken’in ise konuya ilişkin görüşleri şu şekilde:

‘’Teknolojinin hızla ilerlediği ve iş yapış biçimlerinin anlamlı bir dönüşüme uğradığı günümüzde, ekonomik dengeler de hızla değişmektedir. Küresel işletmelerin pazar payını giderek artırdığı bu süreçte, yerel yapılanmaların varlığını sürdürebilmesi Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından büyük önem taşımaktadır. İş hacimleri, istidama katkıları ve yarattıkları katma değerle KOBİ’ler, ülke ekonomisi için yadsınamaz bir öneme sahiptir. Bununla beraber, KOBİ’lerin bazı finansal sorunlar karşısında kırılgan bir yapıya sahip olduğu ve problemlerinin çözümüne yönelik belli mekanizmalar oluşturulması gerekliliği de ortadadır. Bu noktada sigortacılık, KOBİ’lerin iş sürekliliği açısından hayati öneme sahiptir. ERGO Türkiye tarafından gerçekleşen, işbirliği sağladığımız bu Araştırma’nın da bize çok iyi gösterdiği üzere, Türkiye’de sigortacılık alanında hala kat edilecek çok yolumuz var. KOBİ’lerimizin sigorta ihtiyaçlarını anlamak, beklentilerine cevap vermek ve onları bu riskli ortamda desteklemek temel görevlerimiz arasındadır…”

ERGO Türkiye CEO’su Türe: “Kısıtlı bütçelerle ekonomiye muazzam katkı sağlayan, maddi manevi büyük emek harcanarak kurulan işyerlerini olası risklere karşı korumak, aslında bir tercih değil, gerekliliktir. Bu yüzden, KOBİ’lere sigortalanmayı bir masraf kalemi olarak görmek yerine ihtiyaçlarına uygun paket poliçeleri araştırmalarını ve bin bir zorlukla inşa ettikleri işyerlerini, maddi varlılarını ve itibarlarını korumak için harekete geçmelerini önemle tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.  

Araştırma’dan elde edilen bulgular:

*Görüşülen KOBİ’lerin sadece yüzde 37,1’i İş Yeri Paket Sigortasına sahip.
*KOBİ’lerin faaliyet süresi uzadıkça, sigorta ihtiyaçlarına ve sigortanın önemine dair farkındalıkları ve sigortalanma davranışları artıyor.
*KOBİ’lerin yüzde 20’si yangın, yüzde 14,7’si hırsızlık ve yüzde 14,5’i depremi karşılaşmaktan en çok korktukları risk olarak tanımlıyor. Bu rakamları sırasıyla terör, su basması, sel ve fırtına riski izliyor. 
*İş Yeri Paket Sigortası’na sahip olan KOBİ’lerin yüzde 96,4’ü, ürünü faydalı buluyor. 
*Görüşülen KOBİ’lerin yüzde 72,4’ü sigortalanmayı “iş yerinin ve malının güvencesi” olarak görüyor.
*KOBİ’lerin sadece yüzde 12,3’ü sigortalanmadan önce kapsamlı bir risk analizi hizmeti aldığını belirtiyor.
*KOBİ’lerin yüzde 52,3’ü, sigorta sahibi olmanın, işlerinin büyümesine katkı sağladığını söylüyor.
*Ürün ve hizmetlerin kapsamı sigortalanma sürecinde KOBİ’lerin önceliğini oluştururken; marka bilinirliği 6. sırada, prim maliyeti ise 7. sırada geliyor. 
*KOBİ’lerin en çok ihtiyaç duyduğu asistans hizmetleri iş yeri güvenlik hizmeti, nakit para, kasa, kıymetli eşya hırsızlığına dair güvence ve elektrik teminat hasar hizmeti geliyor
*Hasar durumu yaşayan KOBİ’lerin yüzde 43,5’i farklı bir sigorta paketine geçiyor.
*KOBİ’lere hasar süreciyle ilgili memnuniyetleri sorulduğunda görüşleri sırasıyla yaklaşım, hasar temini süresi ve prosedürler olarak sıralanıyor.



 

Gulf Sigorta, Avukat Mesleki Sorumluluk Sigortası Paneli’ndeydi
11.1.2019
haberler

İstanbul Barosu Sigorta Hukuku Komisyonunca düzenlenen ‘Avukat Mesleki Sorumluluk Sigortası’ konulu panel, İstanbul Adalet Sarayı Seminer Salonu’nda gerçekleşti.

Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hasan Kılıç, baro olarak çok ciddi yükümlülüklerinin bulunduğunu, bir yandan meslektaşların eğitimini sağlamak amacıyla çalışmalar yaparken, diğer yandan da adliyelerde, icra dairelerinde, duruşma salonlarında mücadele vermek zorunda bulunduklarını söyledi.

Panele konuşmacı olarak Gulf Sigorta’yı temsilen Finansal Sigortalar Teknik Birim Müdürü Demet Karakullukcu ve Kıdemli Hasar Yetkilisi Ilgın Uzun katıldı. Avukat Mesleki Sorumluluk Sigortası’nın teminatları ve ek teminatları ile faydaları ve poliçe kapsamında değerlendirilebilecek durumlar paylaşıldı. Katılımcı avukatlar ile yaşanan hasar tecrübeleri paylaşıldı ve avukatların mesleklerini icra ederken yapabilecekleri hata, kusur ve ihmallerin hizmet verdikleri üçüncü şahıslarda nasıl bir zarara sebebiyet verebileceği ve tazminata konu olabileceği değerlendirildi

Hasar talebinden tazminata: Tıbbi sorumluluk sigortaları (1)
10.1.2019
haberler

Uygulamada kısaca “TKU” (tıbbi kötü uygulama) veya “malpraktis” sorumluluk sigortası olarak adlandırılan yaptırılması zorunlu sigorta ile ilgili çeşitli hukuksal sorunlara getirilmesi gereken çözümler henüz netlik kazanmış görünmüyor. Yürürlükteki yasa hükümleri ve sigorta genel şartları birçok bakımdan duraksama yaratıyor.

1928 yılında kabul edilen 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatların Tarzı İcrasına Dair Kanun’da 2010’da gerçekleştirilen değişiklikle (Ek Madde 12), hekimlere ve diş hekimlerine zorunlu sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğü getirilmiştir. Anılan düzenleme aşağıdaki gibidir:  

Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır. Bu sigorta priminin yarısı kendileri tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçelerinden ödenir.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama sebebi ile kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.

Zorunlu mesleki malî sorumluluk sigortası, mesleklerini serbest olarak icra edenlerin kendileri, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için ilgili özel sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yaptırılır.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanların sigorta primlerinin yarısı kendileri tarafından, yarısı istihdam edenlerce ödenir. İstihdam edenlerce ilgili sağlık çalışanı için ödenen sigorta primi, hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde çalışanın maaş ve sair malî haklarından kesilemez, buna ilişkin hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamaz.

Zorunlu sigortalara ilişkin teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.

Bu maddedeki zorunlu sigortaları yaptırmayanlara, mülki idare amirince sigortası yaptırılmayan her kişi için beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

Bu yasal düzenlemeden sonra 2010 yılında “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Sorumluluk Sigortası Genel Şartları” (kısaca TKUZSSGŞ) yayınlanmış ve zorunlu sigorta bu hükümler çerçevesinde yaptırılmaya/yapılmaya başlamıştır. 

Aşağıda yaklaşık dokuz senelik bir uygulama deneyimi ışığında bu sigorta bağlamında ortaya çıkan bazı sorunlara kısaca değinmeye çalışacağız. 

10 YILLIK SÜRE AŞIMI

Sorumluluk sigortasının hangi esasa göre işleyeceği sorusundan maksat şudur: Acaba sigorta süresi içinde hangi olgu gerçekleştiği takdirde sigortacı sigorta teminatı sağlamakla yükümlü olacaktır?

Türk Ticaret Kanunu’na göre sorumluluk sigortaları aksi öngörülmedikçe “olay” esasına tabidir (TTK 1473(1)). Diğer bir anlatışla, yasada sigorta süresi içinde gerçekleşmesi lazım gelen olgu “olay” olarak belirlenmiştir. Olay, sorumluluğu sigorta edilen kişinin sorumluluğunun doğmasına yol açan zararın sebebi niteliğindeki olgudur. Bir örnekle açıklamak gerekirse: Hekimin yanlış tanı koyduğu için hatalı ilaç yazmış olduğunu ve bu ilacın düzenli olarak iki ay kullanımı sebebiyle de hastanın zehirlendiğini ve hastanede tedavi görmesi gerektiğini varsayalım. Burada sigorta süresi içinde meydana gelmiş olması gereken olgu TTK’ya göre hekimin hatalı ilaç yazmasıdır. Yoksa zararın söz konusu olması değildir. 

Ancak TKUZSSGŞ, yasanın verdiği olanaktan yararlanarak, TKUZSS’yı olay esaslı bir sorumluluk sigortası olarak öngörmemiş, “talep” esasını benimsemiştir. TKUZSSGŞ’nin “B. Zarar ve Tazminat” bölümünde yer alan “Rizikonun Gerçekleşmesi” başlıklı  B.1 maddesi uyarınca  

“………sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan doğruya sigortacıya başvurduğu anda riziko gerçekleşmiş sayılır.” 

Bu durumda, bir TKUZSS poliçesinden tazminat ödenebilmesi için hekimin tıbbi hatayı ne zaman yaptığına veya bunun sonucunda zararın ne zaman meydana geldiğine değil, evvela mesleki hata sonucunda oluşan zarar için, zarar gören tarafından ne zaman tazminat istendiğine bakmamız gerekmektedir. Eğer tazminat talebi bir TKUZSS poliçesinin sigorta süresi içinde ileri sürülmemişse, o poliçe devre dışıdır. 

Tazminat talebine yol açan “olay” ise sigorta süresi içinde meydana gelmiş olmak zorunda değildir. Bununla birlikte TKUZSSGŞ’nin A.1 maddesi  sigorta korumasının 

“sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içindeki mesleki faaliyet nedeniyle verilen zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde sigortalı hekime yöneltilen tazminat talepleri” 

hakkında sağlandığı belirtilmektedir. Buna göre, sigortalının sorumlu olduğu zararla sonuçlanan tıbbi hata, sigorta sözleşmesinin yapıldığı tarihten geriye doğru 10 yıllık bir zaman dilimi içinde de gerçekleşmiş olabilecektir. (Ancak TKUZSSGŞ’nin A.1. maddesinde “10 yıllık dönemin başlangıç anının 30 Temmuz 2009’dan önce olamayacağı” da hükme bağlanmıştır. Bu sebeple, hekim hatası 30 Temmuz 2019’a kadar, en erken 30 Temmuz 2009’da gerçekleşmiş bulunmalıdır.)  

Yukarıdaki veriler ışığında özetlersek, TKUZSS’nın sağlayacağı koruma 

– Bir yandan tıbbi hatanın sigorta sözleşmesi öncesindeki 10 yıllık süre içinde yapılmış olması ve 

– Zarar görenin tazminat istemini sigorta süresi içinde sigortalı hekime karşı ileri sürmüş bulunması 

üzerine devreye girecektir. 

  

TAZMİNAT SÜRECİ 

Sorumluluk sigortaları alanında “tazminat talebi” deyiminden ne anlaşılması gerektiği konusu yasada düzenlenmemiştir. 

Yurt dışındaki genel anlayış, zarar görenin uğradığı zarar sebebiyle “sigortalı hekimi sorumlu tutma niyet ve arzusunu ortaya koyan” açıklamalarının yeterli olacağı biçimindedir. Hatta, zararın kuruşlandırılmış olması dahi gerekli sayılmamaktadır. Öte yandan, herhangi bir şekil koşulunun da aranmayacağı ve tazminat talebinin sözlü olarak -mesela telefonda- dahi yapılmış olabileceği kabul edilmektedir. 

Ülkemiz uygulamasında ise, dava, icra takibi ve noter ihtarı dışındaki tazminat istemleri duraksama yaratmaktadır. Özellikle e-posta, mektup, elektronik mesaj veya telefon gibi iletişim araçların kullanılması halinde durum tartışmalı hale gelmekte ve sigortacıların itirazı ile karşılaşabilmektedir. Buna karşılık, ceza soruşturması sırasında zarar görenin onayladığı tutar üzerinden sigortalı hekime yapılan uzlaştırma önerisi (CMK m. 253) tazminat istemi niteliğinde görülebilir. Aynı şekilde, ceza yargılaması sırasında gerçekleşen zarar görenin onayladığı tutar üzerinden yapılmış uzlaştırma önerisi de tazminat istemi ile bir tutulabilir (CMK m.254). 

Türkiye’de birçok halde hekim hakkında yapılan şikayet üzerine idari soruşturma ve/veya ceza soruşturması başlatılmakta ve zarar gören de tazminat davasını bu prosedürün nasıl sonuçlandığını gördükten sonra açmaktadır. Hekim hakkında yalnızca şikayette bulunulmasının ona yöneltilmiş bir tazminat istemi olarak değerlendirilmesi gerekip gerekmeyeceği önemli bir yorum sorunudur. Tazminat isteme niyeti bu aşamada çok belirgin değilse de (şikayet yazılarında hekimden tazminat talep edildiği/edileceği çoğu halde açıkça vurgulanmamaktadır), hekimin şikayet edilmesi ondan tazminat isteminde bulunulmasının başlangıç safhasıdır. Şikayetin kısmen dahi olsa haklı görülmesi ve hekim hakkında yönetsel işlem yapılması yahut ceza yaptırımı uygulanmasına karar verilmesi üzerine, çoğunlukla tazminat talebi dava veya icra takibi yoluyla ileri sürülmektedir. Bu yönden bakınca, şikayette bulunma olgusunu tazminat talebi  olarak nitelemek mümkündür. 

Ancak, bu konunun yargı tarafından sınırları bütün duraksamaları ortadan kaldırılacak biçimde açıklığa kavuşturulması lazımdır. Talepten ne anlaşılacağı ve ne zaman yapılmış sayılacağı TKUZSS’nın temel noktalarından biri olduğuna göre, bunun çok açık kurallara bağlanması gereksinimi vardır. 

Sorumluluk süreci boyunca gerek tazminat talebi öncesinde gerek bu talep sonrasında sigortalının sorumluluğunun önlenmesi veya azaltılması amacıyla girişimlerde bulunulması doğaldır. Bu girişimler çoğu halde masraf yapılmasını gerektirir. Sigortacının son aşamada kendisinin yararlanacağı bu giderleri de karşılaması lazımdır. Yasa (TTK 144,TTK 1474) ve genel şartlar giderlerin sigortacı tarafından ödenmesine ilişkin kurallar içermektedir. 

Genel hüküm niteliğindeki TTK 1448(1), (3) ve (4)’e göre 

“(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür.

(2) ……..

(3) Sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlüdür.

(4)Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutarı avans olarak ödemek zorundadır.”

Kanımızca TTK 1448 özellikle tazminat isteminin henüz ileri sürülmediği dönemde gerçekleşen masraflar için devreye girebilecektir.  

Tazminat istemi ile ilgili giderleri hükme bağlayan TTK 1474 ise şu hükmü içermektedir.  

“Sigortalı aleyhine bir istem ileri sürüldüğünde, isteme ilişkin makul giderler sigortacı tarafından karşılanır.”

Giderler konusu genel şartlarda da düzenlenmiştir: TKUZSSGŞ’nin “Giderlerin Ödenmesi” başlıklı B.3.1 maddesi uyarınca 

“Sigortacı, zararı önleme, azaltma, artmasına engel olma ve rücu haklarının korunmasına yönelik sigortalının yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından ayrı olarak tazmin eder. 

Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutarı avans olarak ödemek zorundadır.”

Sigortacının avans verme yükümlülüğü ayrıca TKUZSSGŞ’nin “Tazminata İlişkin Avans Verilmesi” başlığını taşıyan B.3.2 maddesinde de düzenlenmiştir: 

“Sigortacı, sigortalının talebi üzerine, tazminat talebine ilişkin giderler için avans vermek zorundadır.”

Bu iki hüküm arasındaki fark, ilkinin zarar görene ait zararın önlenmesini; ikincisinin ise zarar görenin zarara maruz kaldıktan sonra sigortalı hekime yönelttiği tazminat isteminin sonuçsuz kalmasını sağlamayı hedef tutmasıdır. 

Sigortacının bu giderleri karşılama yükümlülüğü emredicidir. Bu sebeple mesela sigortalı hekimin görevlendirdiği avukat tarafından istenen makul ücretin karşılanmayacağı kararlaştırılamaz. Ancak tazminat tutarı ile talebe ilişkin giderlerin toplamı sigorta teminat limitini aşarsa, sigortacı aşan kısmı TTK 1474(1) son cümle uyarınca, ancak sözleşmede aşan kısmın da ödeneceği kararlaştırılmış olduğu takdirde karşılayacaktır. 

TKUZSSGŞ’nın “Sigortalıya Yardım” başlığını taşıyan B.3.4 maddesi sigortacının sigorta bedelini aşan giderleri ödemesini öngören bir düzenleme içermektedir. Buna göre “Sigortacı dava sonucuna göre yargılama giderlerini ve avukatlık ücretlerini genel hükümler çerçevesinde ödemekle yükümlüdür. Şu kadar ki, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde öder.” 

SİGORTACI “AVANS” VEREBİLİR

Sorumluluk sigortalarında, sigortacı aşağıdaki edimleri üstlenir: 

– Haklı tazminat istemleri söz konusu ise sigortalının kurtarılması

– Haksız tazminat istemleri ileri sürülmüşse, bu istemlerin haksız veya aşırı oldukları ölçüde sonuçsuz bırakılması. 

Sorumluluk sigortacısının zarar görene ödeme yapma edimi, en erken sigortalıya karşı bir tazminat talebi yöneltildikten sonra söz konusu olur. 

– Tazminat isteminin yerinde olduğunu belirleyen sigortacının gecikmeden ödeme yapması lazımdır. 

– Buna karşılık eğer tazminat isteminin haksız veya aşırı olduğu saptanmışsa, sigortacı haksızlık veya aşırılık ölçüsünde talebe karşı savunma yapılmasını kararlaştırabilir ve yargının bu hususta vereceği kararı bekleyebilir. 

Bu noktada hemen vurgulayalım ki “Tazminat Ödeme Borcu” başlıklı TTK 1427’de yer alan sigortacının tazminat ödeme borcunun ne zaman muaccel (istenebilir) hale geleceğine ve sigortacının avans vermesine ilişkin düzenleme (TKUZSSGŞ B.3.3 maddesinde de aşağı yukarı aynı ifadelerle tekrarlanmıştır) sorumluluk sigortalarına uygun düşmemektedir ve bu sigortalarda uygulanmaması lazımdır. TTK 1427’nin ilgili fıkraları aşağıdadır:  

(2) Sigorta tazminatı……, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446’ncı maddeye göre yapılacak (rizikonun gerçekleştiğine ilişkin) ihbardan kırk beş gün sonra muaccel olur. …….. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.

(3) Araştırmalar, 1446’ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder.

Aşağıda göreceğimiz gibi, sigortacı riziko bildiriminin kendisine ulaşmasından sonra beş gün içinde bu tazminat istemi hakkında karar verip sigortalı hekime bildirmek zorundadır (TTK 1476(1)). Şu halde sigortacı edimlerini kural olarak bu beş günlük sürenin sonundan başlayarak yerine getirmek durumundadır. Fakat, yine aşağıda altını çizeceğimiz gibi sigortacı, eğer öyle uygun görürse, sigortalı aleyhindeki istemin haklılığının ancak yargı kararıyla saptanması üzerine karşılanmasını da tercih etmiş olabilir. Bu son halde, tazminat ödemesi belki de rizikonun gerçekleşmesinden seneler sonra söz konusu olacaktır. 

Bu noktada sigortacıların, sorumluluk sürecinin uzunluğundan, bütün bu süre boyunca karşılık ayırmak gereğinden zaman zaman yakındıklarını da belirtelim. Kanımızca süreci kısaltmak mevcut koşullarda pek mümkün görünmemektedir. O sebeple çözüm daha çok zarar görenlerle uzlaşmada yatmaktadır.  

Öte yandan, sorumluluk sigortalarında sigortacının “avans” ödemesi de gerekmez. Eğer zarar görenin tazminat istemi yerinde ise sigortacı hemen ödeme yapmak zorundadır; bu istem yerinde görünmemekte ise yargı kararının kesinleşmesini bekleyecektir. Ancak bu bekleme süresince teminat göstermesi lazım gelebilir. 

Tıbbi sorumluluk sigortaları yazımın devamı, gelecek ayki yazımda.

GSS primi ödeyen gençlere gelir testini yenileme fırsatı
9.1.2019
haberler

Asgari ücretteki yüzde 26’lık artış, genel sağlık sigortası (GSS) primini ödeyen gençler için gelir testinde yeni fırsat yarattı. Gençler yeniden test yaptırdıkları takdirde prim ödemekten kurtulabilirler

Herhangi bir işte çalışmayanlar genel sağlık sigortası (GSS) primini kendileri ödemek zorunda. GSS primini ödemek isteğe bağlı değil, zorunlu. Aylık GSS primi geçen yıl 60.89 TL iken, bu yıl ocak ayından itibaren 76.74 TL’ye çıktı.

GSS primini ödeme gücü olmadığını belirtenler gelir testine giriyor. Geçen yıl gelir testine girenler, hane içindeki fert başına geliri 676.50 liranın altında ise prim ödemekten kurtuldular. Ancak, test sonucunda hane içindeki fert başına geliri 676.50 lira ve üzerinde çıkanlar kendi primlerini ödemek zorunda kaldılar.

Asgari ücretin, bu yılki gibi yüksek oranlı arttığı yıllarda gelir testini yenilemek, GSS priminden kurtulmak konusunda avantaj sağlayabiliyor. Bu yıl gelir testine girenler, hane içinde fert başına gelir 852.67 TL ve altında çıkarsa, prim ödemekten kurtulacaklar. Örneğin, net 3 bin 400 lira geliri bulunan 4 kişilik ailede fert başına gelir 850 lirada kalacağı için, bu ailenin liseyi ya da üniversiteyi bitirdiği halde işsiz kalan oğlu GSS primi ödemekten kurtulabilir.

Aksi takdirde, 18 yaşından büyük çocuklar için GSS primi ödemek gerekiyor. Yaş sınırı lise ve dengi okul öğrencilerinde 20, yükseköğrenim görenlerde 25 yaşına kadar uzatılıyor. Okuldan yeni mezun olanlara 2 yıl prim muafiyeti tanınıyor. Ancak söz konusu yaşları dolduran gençler için öğrenci veya 2 yıl muafiyeti uygulanmıyor. Örneğin, yüksek lisans yapmakta olan bir öğrenci 25 yaşı doldurmuşsa primini kendisi ödemek zorunda. Üniversiteyi 24 yaşında bitiren genç de en fazla 25 yaşını dolduruncaya kadar muafiyetten yararlanabiliyor.

ENGELLİ VE 65 YAŞ AYLIĞINDA AVANTAJ

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe aylık bağlanıyor. Bu kapsamda 65 yaş aylığı alanlara geçen yıl 543 lira aylık ödeniyordu. Yeni yılda bu tutar artacak.
Yapılan gelir testinde, kişinin kendisine ve eşine ait her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle kişi başına düşen aylık gelir tutarı 483 TL’yi aşanlara geçen yıl 65 yaş aylığı bağlanmadı. Yeni yılda yapılacak gelir testinde ise 609 TL kriteri aranacak. Kendisi ve eşinin toplam geliri bin 218 lira ve altında olanlar veya eşi yoksa geliri 609 TL’nin altında kalanlar, bu yıl 65 yaş aylığı bağlatabilecek. GSS priminde olduğu gibi, geçen yıl yaptırdıkları gelir testinde sınıra yakın oldukları için aylık bağlatamayanlar, bu yıl tekrar test yaptırdıkları takdirde aylık bağlatabilirler.

Geçen yıl bu konuda önemli bir düzenleme yapıldığını da hatırlatmakta fayda var. Önceki yıllarda 65 yaş aylığına ilişkin gelir testinde, anne ya da baba çocukları ile yaşıyorsa çocuklarının, hatta torunlarının geliri de dikkate alınıyordu. Çoğu kişi de bu nedenle aylık bağlatamıyordu. Yeni düzenleme uyarınca, yanında yaşadıkları çocukları varlıklı olsa da kendi gelirleri kişi başına 609 liranın altında kalanlar, aylık bağlatabilecek.

Engelliler için evde bakım maaşı bağlanması amacıyla yapılan gelir testinde ise hane içindeki fert başına düşen gelire bakılıyor. Hanenin fert başına geliri 2019 yılında yapılacak testte bin 218 liranın altında çıkarsa engelli maaşı ve evde bakım parası ödenecek.

GELİR TESTİ NASIL YENİLENEBİLİR?

Gelir tespiti yapılan genel sağlık sigortalısı kişiler, gelir durumlarının değişmesi sonucunda gelir tespitinin yenilenmesini isteyebilirler. Kişinin, gelir değişikliği olduğunu bildirmesi veya bu değişikliğin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’nca tespit edilmesi halinde, bildirim veya tespit tarihinden itibaren bir ay içinde testin yapılması gerekiyor.

SGK, GSS tescilini re'sen yapıyor. Bu nedenle pek çok kişi GSS primi ödemesi gerektiğini bilmiyor. GSS prim borcu bulunduğunu da ancak tedavi için hastaneye gitmek zorunda kaldıklarında öğreniyorlar. Hastanelerde, GSS prim borcu bulunanlara SGK üzerinden sağlık hizmeti verilmiyor. GSS prim borcu olup olmadığını e-devlet üzerinden öğrenmek mümkün. (Habertürk / Ahmet Kıvanç)



 

Gönüllü BES ilk kez küçüldü
7.7.2018
haberler

Gönüllü BES 2018'de büyümediği gibi, sistem başladığından bu yana ilk kez katılımcı sayısında düşüş görüldü. Otomatik katılım ile gönüllü tarafın hedef kitlesinin örtüşmesi ve ekonomideki türbülans gönüllü BES'teki düşüşün sebepleri olarak gösteriliyor

Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Uğur Erkan, emeklilik şirketlerinin otomatik katılıma çok fazla efor harcadıklarını bunun diğer faaliyetlerini de bir miktar etkilediğini belirterek, gönüllü BES tarafının 2018'de büyümediğini ve aralık ayında sistem başladığından beri ilk kez küçük de olsa katılımcı sayısında azalış olduğunu söyledi.

Reuters'ın haberine göre;Uğur Erkan, "Gönüllü BES tarafı geçen yıl büyümedi. Hatta otomatik katılım sistemi başladığından beri ilk kez 2018 Aralık ayında katılımcı sayısında küçük de olsa bir düşme oldu, katılımcı sayısı 2017 yıl sonu verilerine kıyasla 45 bin kişi seviyesinde azaldı" dedi.

Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) verilerine göre 2017 yıl sonunda 6.92 milyon olan katılımcı sayısı 21 Aralık itibariyle 6.88 milyon kişi seviyesinde.

Katılımcıların fon tutarı devlet katkısı dahil 87.60 milyar TL, otomatik katılım sisteminde (OKS) ise çalışan sayısı 5.02 milyon, çalışanların fon tutarı 4.58 milyar TL seviyesinde.

Erkan, gönüllü tarafta katılımcı sayısındaki bu düşüşü; şirketlerin OKS'ye çok efor sarf etmesi nedeniyle gönüllü tarafa daha az odaklanmalarına, otomatik katılım ile gönüllü tarafın hedef kitlesinin örtüşmesi sonucu çalışan kesimin büyük çoğunluğunun OKS tarafından kapsanır hale gelmesine ve 2018 yılı içindeki ekonomik türbülansın ardından çıkışların bir miktar artmasına bağlıyor.

"Gönüllü yapıda normal şartlarda sözleşmelerin aylık yüzde 0.9'u zaten ayrılıyor ve bu olağan bir durum" diyen Erkan, "Ancak özellikle yılın son bölümüne doğru ayrılma oranları aylık yüzde 1.5 seviyelerine ulaştı. Bu yıl ise eforumuzu artık gönüllü tarafa daha fazla verebileceğiz. Geçmiş yıllardaki gibi kuvvetli artışlar olması beklenmiyor ancak bu yıl gönüllü BES'te 100 bin kişilik artış görebiliriz" dedi.

"Sistemin ruhu gönüllülük"
Otomatik katılıma girenlerin sistemden üç yıl çıkamayacağına dair söylemler olduğuna dikkat çeken Erkan, "Ayrılma oranlarının beklenenden yüksek olması nedeniyle başta bu şekilde bir düşünce oldu ancak bunu savunmak çok da kolay değil. Ayrıca sistemin ruhu gönüllülük üzerine kurulu. Dolayısıyla böyle bir durum şu an için yok, ileride olacağını da düşünmüyorum" dedi.

Resmi Gazete'de geçen hafta yayınlanan yönetmeliğe göre otomatik BES'te cayma ve ayrılma hakkını kullanan katılımcılar için daha önce iki yıl olarak belirlenen sisteme otomatik olarak tekrar katılma süresi üç yıl olarak düzenlendi. Erkan'a göre bu düzenleme sistemden üç yıl çıkılamayacak şeklinde yanlış algılandı.

"BES şirketleri daha az sayıda portföy yönetim şirketiyle çalışmaya yönelebilir"
Erkan geçen yıl rekabet ve fon getirilerinin artıracağı beklentisiyle başlayan, bireysel emeklilik şirketlerinin fonlarının yüzde 60'ının farklı portföy yönetim şirketlerince yönetilmesi uygulamasının aralık ayında yürürlükten kaldırıldığını ancak kamuoyuna henüz yansımadığını söyledi.

BES şirketlerinin bundan sonra daha az sayıda portföy yönetim şirketiyle çalışmaya yönelmesinin beklenebileceğini söyleyen Erkan, kendilerinin henüz böyle bir kararı olmadığını belirtti.

Sektöre rekabet getirerek fon performanslarını artırmayı amaçlayan düzenleme ile bireysel emeklilik şirketlerinin fonlarının yüzde 60'ının farklı portföy yönetim şirketlerine yönettirmesi 1 Mart'tan itibaren uygulanmaya başlamıştı. Hazine Müsteşarlığı 20 Haziran 2017 tarihli sektör duyurusu ile toplam portföyün yüzde 40'ından fazlasının aynı portföy yönetim şirketi tarafından yönetilemeyeceğine ilişkin düzenleme getirmişti. Söz konusu düzenleme öncesinde portföylerin yüzde 100'ünün tek kurum tarafından yönetilmesi mümkünken ekonomi yetkilileri bu alanda rekabeti getirmeyi amaçladıklarını açıklamışlardı.

Erkan, "Bu işi yapabilecek büyüklükteki portföy yönetim şirketi sayısı zaten sınırlıydı dolayısıyla o dönemde aslında bir şey değişmedi, yine aynı portföy yönetim şirketleri arasında bir görevlendirme oldu. Bu düzenleme ile rekabet ve fon getirileri artacak diye bir beklenti vardı. Biz zaten bu beklentiye o seviyede katılmıyorduk. Bir kuralı uygular durumdaydık, şimdi elimiz daha rahat, yeniden değerlendireceğiz" dedi ve şöyle devam etti:

"Şu anda beş portföy yönetim şirketi ile çalışıyoruz. Böyle de devam edebiliriz, BES şirketleri bundan sonra daha az sayıda şirketle çalışmaya da yönelebilir ama bizim henüz böyle bir kararımız yok, sektördeki gelişmeleri izlemek istiyoruz"

Portföy yönetim şirketine fon değiştirme yetkisi
Öte yandan Erkan, BES'te fon getiri oranlarının geçen yıl oldukça düşmesinin ardından, katılımcıların yılda altı hakkı olmasına rağmen pek kullanmadığı fon değiştirme yetkisinin portföy yönetim şirketlerine devredilmesi konusunda çalışıldığını ve bu yılın ilk aylarında hayata geçmesini beklediklerini söyledi.

Erkan, emeklilik fonlarının yüzde 40'ından fazlasının devlet tahvillerinde yüzde 10-12'sinin hisse senedinde olduğunu, geçen yıl tahvil faizlerindeki yükseliş ve hisse piyasasındaki düşüşün fon getirilerini olumsuz etkilediğini söyleyerek, "Dolayısıyla son dönemde yeniden fon getirilerine odaklanıldı. Emeklilik Gözetim Merkezi'nin fon getirilerini takip ederek bunları çeşitli başarı kriterlerine göre derecelendirecek şekilde veri oluşturması ve SPK'ya bildirmesine yönelik bir mevzuat çıktı. Katılımcıya 'fonunuzu değiştirin' demek yeterli olmuyor. Sektörde şu anda sıcak gündem 'Fonlar hakkında ne yapılabilir?' konusu" dedi ve şöyle devam etti:

"Halihazırda fon dağılımını değiştirme hakkı portföy yönetim şirketlerine verilebiliyor, buna imkan getirildi ancak mevzuatsal eksiklikleri var ve Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) ile bunu tamamlamaya çalışıyoruz. Katılımcı olarak fonlarınızı yönetme hakkını portföy yönetim şirketine vereceksiniz o da risk profilinizi çıkarıp otomatik olarak piyasa koşullarına göre fon dağılımınızı değiştirecek" dedi.

Katılımcının yüzde 90'ından fazlası fon dağılımını değiştirmiyor
Verilen bilgiye göre, bireysel emeklilik hesabındaki fon dağılımını yılda altı kez değiştirme hakkı olduğu halde BES katılımcılarının yüzde 90'ından fazlası fon dağılımını hiç değiştirmiyor.

Erkan, katılımcı ile portföy yönetim şirketi arasında sözleşme imzalanması gerektiğini ancak standart sözleşmenin SPK tarafından güncellenmesini beklediklerini söyledi.

Diğer taraftan geçmiş dataları analiz edip yatırım kararını vererek belli bir risk kategorisindeki müşterilere uygulayacak bir robot uygulamanın çalışmasını yaptıklarını söyleyen Erkan, "Emeklilik şirketi olarak biz yatırım kararı veremiyoruz. Ancak müşteri ile bu ilişkiyi kurarak bu danışmanlığın sonucunun müşteriye iletilmesine talibiz. Sonuçta bizim müşterimiz. Şuandaki hiç konuşamaz halden çıkıp portföy yönetim görüşünü söyler hale gelmek istiyoruz" dedi ve şöyle devam etti:

"SPK ile teknik eksiklikleri  bir an önce giderip yılın ilk bölümünde bu hizmeti hayata geçirmek istiyoruz. Getiriler açısından olduğu kadar müşteriye sağlanacak kolaylık açısından da pozitif etkisi olacağını düşünüyorum"

Erkan ayrıca bu yıl faizlerde düşüş beklentilerine paralel olarak BES fonlarının da daha iyi büyüyeceğini söyledi.

12 milyon kişi geldi, 7 milyonu gitti
2019 Ocak ayı itibarıyla 5-9 işçi çalıştıran 250 binin üzerinde şirketin sisteme dahil olacağını, bunun da yaklaşık 1.83 milyon çalışana tekabül ettiğini söyleyen Erkan, son yasal düzenlemede af getirilmesiyle bugüne kadar sisteme girmesi gerektiği halde girmeyen çoğunluğu 10-49 arası işçi çalıştıran 40 bine yakın firmanın da şubat sonuna kadar sisteme gireceğini ayrıca yıl sonuna kadar son iki yıllık sürede OKS'den ayrılanların yeniden sisteme alınmasını beklediğini belirtti.

Erkan, OKS'de iki yıllık süreçte toplamda 12 milyon çalışanın sisteme dahil olduğunu, bunlardan 7 milyon kişinin ise sistemden ayrıldığını söyledi.

Bu çerçevede bu yıl ocak fazında yaklaşık 1 milyon 850 bin, yeni istihdam ile 800 bin yeniden katılım ile 7 milyon ve bugüne kadar sisteme dahil olması gerektiği halde henüz dahil olmamış 1 milyona yakın kişinin OKS ile BES'e gireceğini söyleyen Erkan, "Bunların yarısı sistemde kalsa bir faydası olur" dedi.

Erkan'ın verdiği bilgiye göre, otomatik BES'te cayma oranı EGM tarafından son açıklanan Ekim 2018  verisinde yüzde 52, toplamda cayma ve ayrılma oranı ise yüzde 67 seviyesindeydi. 2019 yılında da cayma oranının bu oranlara paralel devam etmesi bekleniyor. 



 

HDI Sigorta dijital dönüşüme Cisco ile başladı
3.1.2019
haberler

HDI Sigorta, maliyetleri düşürmeye ve riski azaltmaya yardımcı olan yazılım odaklı yaklaşım Cisco Dijital Ağ Mimarisi (DNA) ile tüm ağ altyapısını yenileyerek dijital altyapı çözümlerinde dönüşüm sağladı.

Türkiye’nin en büyük sigorta şirketlerinden biri olan HDI Sigorta, teknoloji devi Cisco ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında tüm ağ altyapısını yenileyerek dijital dönüşüme en temel noktadan başladı. Cisco’nun süreçleri otomatikleştirerek maliyetleri düşürmeye ve riskleri azaltmaya yardımcı olan yazılım odaklı yaklaşımı Cisco Dijital Ağ Mimarisi (DNA) ile ağ altyapısını dijitalleştiren HDI Sigorta, Cisco DNA ile geleneksel ağların çözemediği ağ sorunlarını önceden tespit ederek BT süreçlerinde hem maliyet avantajı hem de verimlilik sağlıyor.

 

Yapay zeka ile sezgisel algoritmaların gücüyle donatılmış olan Cisco Dijital Ağ Mimarisi (DNA), ağ yönetimini basitleştirirken süreçleri otomatikleştiriyor. Ağ ekiplerinin tüm ağı tek bir arayüz üzerinden kontrol etmesini sağlayan Cisco Dijital Ağ Mimarisi otomasyonla ağda oluşan hataların önceden tespit edilerek anında düzeltilmesine yardımcı oluyor. Sistemin gerçek zamanlı bir şekilde anlamlı veriler toplayarak oluşacak hataları öngörmesi ve ekiplerin bu öngörülere göre aksiyon almasını sağlayan Cisco Dijital Ağ Mimarisi (DNA) ile ağın yönetilmesi kolaylaşırken şirketlerde verimlilik artıyor ve maliyet tasarrufu sağlanıyor.

 

Cisco Orta Doğu ve Afrika Başkan Yardımcısı David Meads, “IDC Research'e göre, şirketlerin %45'i, önümüzdeki iki yıl içinde ağlarını dijitale hazır hale getirmeyi planlıyor. Cisco Dijital Ağ Mimarisi (DNA) yenilik yapmanıza, maliyetleri düşürmenize ve riski azaltmanıza yardımcı olan açık ve yazılım odaklı bir yaklaşım olarak, kurumuzda ağ yapısını daha efektif hale getirmeniz ve süreçlerinizi çok daha kolay bir şekilde yönetmenizi sağlıyor.”

 

“Ekiplerin hayatı kolaylaştı”

 

Cisco Dijital Ağ Mimarisi (DNA) ile şirket içinde dijital dönüşüme en temel noktadan başladıklarını belirten HDI Sigorta BT Direktörü Gürkan Tüzmen, “Kendi kendini yönetebilen sezgisel ağların etkin olduğu Cisco Dijital Ağ Mimarisi (DNA) ağ yapımızı daha efektif hale getirirken yönetim süreçlerimizi kolaylaştırdı. Otomasyonla insan hatası faktörünü minumuma indiren Cisco Dijital Ağ Mimarisi’nin (DNA) sorunlara getirdiği anlık çözüm yeteneği ile HDI ağ ekiplerinin hayatı kolaylaştı. Eskiden BT otomasyon ekiplerinin çok fazla vaktini alan işlerin üstesinden artık çok daha rahatlıkla geliyoruz” dedi.

Sigortacı robotlar sektörü nasıl etkileyecek
3.1.2019
haberler

KPMG, ‘Otomatikleşmiş Sigortacı’ raporunda, günümüzde bir iş zorunluluğu haline gelen ‘akıllı otomasyon’ sürecinin firmalara sağlayacağı avantajları ortaya koydu

Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık firması KPMG, ‘Otomatikleşmiş Sigortacı’ adlı raporunda, akıllı otomasyon sürecinin sigortacılık sektörüne sağlayacağı uzun vadeli faydaları irdeledi. Raporda, sektöre uyumlu hale gelmek ve rekabet avantajı elde etmek isteyen geleneksel sigortacıların akıllı otomasyona bakış açılarını değiştirmeleri gerektiği vurgulandı

Yeni teknolojiler ve değişen müşteri beklentileri sigorta sektörünü hiç olmadığı kadar hızlı bir değişime zorluyor. Amazon, Uber ve Airbnb gibi firmalarla etkileşimleri neticesinde müşteriler daha fazla seçenek, daha fazla esneklik ve kendi gözlerinden iletişim kurulmasını bekliyor.

KPMG, ‘Otomatikleşmiş Sigortacı’ raporunda, günümüzde bir iş zorunluluğu haline gelen ‘akıllı otomasyon’ sürecinin firmalara sağlayacağı avantajları sıraladı.

Akıllı otomasyon sadece sigortacıların müşterinin bekleme sürelerini iyileştirmesini ya da nitelikli elemanlarını önemli görevlere yönlendirmesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda hizmet kalitesini, denetlenebilirliği ve çalışan memnuniyetini de artırıyor.

Yöneticiler endişeli

KPMG’nin yaptığı son CEO Outlook araştırması, sigorta sektörü yöneticilerinin teknolojik değişimden dolayı endişeli olduklarını ortaya koymuştu. Araştırmaya katılan CEO’ların yüzde 86’sı, akıllı otomasyonu sektörlerinde kısıtlı şekilde denediklerini belirtmişti. Yaşanan değişimin farkında olmalarına karşın sigorta yöneticilerinin çok az bir bölümü, şirketlerini akıllı otomasyona tam olarak açtıklarını kaydetmişti.

İş gücü nasıl etkilenir?

KPMG Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Sinem Cantürk, sigortacılıkta robotik otomasyon stratejisinin insan iş gücü üzerindeki olası etkileri düşünülerek planlanması gerektiğini vurguladı. Cantürk, “Değişimin büyük işten çıkarmalara neden olacağı temelsiz bir endişe, ancak şirketler böylesi bir değişiminin organizasyon yapılarını nasıl etkileyeceğini iyi anlamalı” diye konuştu. Cantürk, akıllı otomasyonun küçük ölçekte uygulanmasının firmalar üzerinde kısıtlı etkisi olacağını, bunun yerine uzun vadeli faydaları göz önünde alınarak sürecin tüm firmaya yayılması gerektiğini ifade etti.

Raporda akıllı otomasyonun sigorta şirketlerine maliyet tasarrufunun yanı sıra 5 dönüşümsel değer katacağının altını çiziyor:

  • Üretkenlik ve performans: Yazılım ve algoritmalar, insan işgücüyle aynı sorunlara sahip değil. İnsanların aksine robotlar tatil yapmadan, hasta olmadan 7 gün, 24 saat çalışabilir. Robotik otomasyon, sigorta şirketlerinin operasyon sürelerini ortalama yüzde 40 azaltabilir.
  • Çalışan memnuniyeti: Akıllı otomasyon sayesinde çalışanlar, rutin, tekrarlayan görevler yerine daha stratejik işlere yönelmeye zaman bulabilir. Bu sayede çalışanlar çalışma saatleri süresince firmalarına daha fazla katma değer sağlayabilir.
  • Ölçeklenebilirlik: Akıllı otomasyon, işlerin yoğunlaştığı dönemlerde daha yüksek performans sergileyerek, fazla mesai ödemesine gerek kalmadan işlerin düzgün şekilde yürütülmesine olanak tanır.
  • Kalite ve güvenilirlik: Akıllı yazılımlar, problemleri her seferinde aynı sürede çözebilir. Bu rutin süreçlerde yaşanan olası insan kaynaklı hataları da ortadan kaldırır.
  • Denetlenebilirlik: Robotlar, arkalarında mükemmel bir denetim izi bırakır. Bu seviyede bir kayıt sistemi, ulusal ve uluslararası düzenlemeler için kritik öneme sahip olur.
KOBİ'lere nefes aldıracak sigorta geliyor
2.1.2019
haberler

Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası 1 Ocak’ta devreye giriyor

KOBİ'lere finansman desteği sağlamak amacıyla geliştirilen Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası 1 Ocak’ta devreye giriyor. Halk Sigorta yönetiminde bütün sigorta şirketlerinin poliçe kesebileceği yeni üründen yararlanmak isteyen KOBİ’lerde ilk etapta 25 Milyon Ciro ve altı olması şartı aranacak. 300 bin TL’ye kadar çıkabilen limitler dâhilinde Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası temin edilebilecek.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere (KOBİ) yönelik Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası 1 Ocak’ta yürürlüğe giriyor. Yeni ürün Zorunlu Trafik Sigortası ve Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) sigortasında olduğu gibi havuz sistemi ile çalışacak. Halk Sigorta’nın yönetiminin yapacağı bu havuzdan sisteme entegre olmak isteyen bütün sigorta şirketleri poliçe kesebilecek.

Yeni üründen ilk etapta cirosu 25 Milyon TL ve altı olan KOBİ’ler yararlanabilecek. KOBİ’ler alıcı başına 300 bin TL’ye kadar çıkabilen limitler dâhilinde Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası’nı temin edebilecekler. Türkiye’deki toplam işletmelerin yüzde 99.9’unu KOBİ’ler oluştururken, işletmelerin neredeyse tamamının mevcutta Ticari Alacak Sigortası bulunmuyor.

KOBİ’lere nefes aldıracak

Yeni ürüne ilişkin değerlendirmede bulunan IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Alacak Sigortası aslında bir süredir var olan bir ürün, ancak KOBİ’ler mantığında çok aktif çalışmıyordu. Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası ile 1 Ocak itibariyle KOBİ’lerimize daha rahat nefes aldırmak hedefleniyor. Yeni ürünün ekonominin hızlı dönmesi açısından ciddi anlamda piyasaları rahatlatacağını düşünüyoruz. Bugün hangi KOBİ firmasına sorarsanız sorun ‘evet bir şeyler satıyorum, ama sattığımın karşılığını alabilme kısmında soru işaretlerim var’ diyor. Devlet Destekli Ticari Alacak Sigortası alan KOBİ’lerimiz bu endişeyi artık taşımayacaklar” diye konuştu.

KOBİ’lerin alacakları garanti altında alınıyor

Ticaretin mantığının paranın direkt el değiştirmesi olduğunu ifade eden Murat Çiftçi, “Satış işlemini gerçekleştirdikten sonra ilgili tahsilatı yapamadığınızda o satış sadece kâğıt üzerinde kalıyor.
Tahsilat anlamında sıkıntı yaşadığınız o an Devlet Destekli Ticaret Alacak Sigortası devreye girerek, sizi garanti altına alıyor. Tahsil edemediğiniz size olan borç poliçe limitleriniz dâhilinde geri ödeniyor. Bu sayede tahsil edemediğiniz size ait borçlarınız, nakit akışınıza zarar vermeden, çözülmüş oluyor. Bu aslında KOBİ’lerimiz için bir finansman desteği anlamı taşıyor” dedi.

Yeni ürün de havuz sistemi ile çalışacak

Devlet Destekli Ticaret Alacak Sigortası’nın tıpkı Zorunlu Trafik Sigortası ve DASK’ta olduğu gibi havuz sistemi ile çalışacağını vurgulayan Murat Çiftçi, “Yeni ürünün teknolojik altyapısı SBM
(Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi) tarafından sağlanacak. Halk Sigorta’nın yöneticisi olduğu ürünün poliçesi ise bütün sigorta şirketleri tarafından kesilebilecek” dedi. KOBİ’lerin bu üründen yararlanabilmeleri için ilk etapta 25 Milyon TL altında ciro olması bulunduğuna dikkat çeken Murat Çiftçi, “Ürünün çeşitli kademede teminat yapıları var. İlgili KOBİ firmalarımız alıcı başına 300 bin
TL’ye kadar çıkan limitler dâhilinde Devlet Destekli Alacak Sigortası’nı temin edebilecekler” diyerek görüşlerini açıkladı.


 

Sigortada dava açmadan önce arabulucuya başvuru artık zorunlu
2.1.2019
haberler

1 Ocak 2019 tarihinden itibaren, sigorta sözleşmelerinde alacak ve tazminata ilişkin yaşanan ihtilaflarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu hale getirildi. Av. Arb. Şeyda Karayazgan, konu hakkında merak edilenleri yanıtladı.

Av. Arb. Şeyda Karayazgan, zorunlu arabuluculuk düzenlemesi karşısında sigorta alanındaki ihtilafların durumu hakkında açıklamalarda bulundu. 6/12/2018 tarih ve 7155 sayılı yasa ile 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren, alacak ve tazminata ilişkin ticari uyuşmazlıklarda da rakam sınırı olmaksızın zorunlu arabuluculuk uygulanacağını kaydeden Karayazgan, “Ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olmuştur. Kanun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay’da görülmekte olan davalarda uygulanmayacaktır”dedi. Karayazgan, konuyla ilgili soruları yanıtladı.

 

Sigorta sözleşmesinden kaynaklı ihtilaflarda durum nasıl olacak?

Sigorta hukuku kaynaklı ihtilaflar bakımından, ihtilaf konusunun “hasar”veya “prim”den kaynaklı olması arasında bir fark yoktur. Yani konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olmuştur. Burada istisna durum olan geçici hukuki korumalar, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, icra takipleri, çekişmesiz yargı işlemleri arabuluculuğun dışındadır. Yani bu gruptaki davalarda doğrudan dava açılabilir.

İcra ile başlanan süreçte itiraza uğraması halinde icra hukuk mahkemesinden itirazın kaldırılması istenebilen hallerde dava şartı söz konusu değildir. İtirazın iptali, ticaret mahkemelerinde açılacak olursa dava şartı olarak arabuluculuk uygulanacaktır.

Trafik sigortası hariç olmak üzere diğer sorumluluk sigortalarında zarar görenlerin dava açmadan önce dava şartı olarak arabuluculuk sürecini de tüketmeleri gerekecektir.

Zorunlu trafik sigortasında ise trafik kanunu aynen uygulanmaya devam edecektir. Buna göre, önce sigortacıya başvuru süreci tamamlanıp, anlaşma olmaz ise arabulucuya başvurma yine dava şartı olarak varlığını koruyacaktır.

 

Peki Tahkim’e başvuru hallerinde aynı prosedür geçerli olacak mı?

Hayır. Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru ihtiyari bir çözüm yoludur. Tahkime yapılacak başvuru öncesi arabuluculuğa başvurma şartı yoktur.

 

Aracılık sözleşmelerinden kaynaklı ihtilaflarda süreç nasıl işleyecek?

Acentelik sözleşmeleri & broker protokollerinden kaynaklı ihtilaflarda yine aynı şekilde ihtilaf konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olması sebebi ile arabuluculuk bu tür ihtilaflarda da zorunlu olacaktır.

 

Asistans şirketleri ve anlaşmalı kurumlarla olan sözleşmelerde süreç nasıl işleyecek?

Bu vesile ile şunu söylemek lazım ki ticari davalar kavramı kanunla çok geniş kapsamlı gelmiştir. Fikri ve sınai haklar mahkemelerinde bulunan hemen hemen tüm davalar, marka patent davaları, telif haklarına ilişkin davalar, bankacılık alanının tamamı, kambiyo senetleri gibi alanlar dava şartı kapsamındadır.

 

‘TESPİT VE TEDBİR DAVALARI KAPSAM DIŞINDA’

Davanın konusu arabuluculuğa başvurunun gerekip gerekmediği hakkında bize fikir verecektir. Bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olmuştur. Tespit, tedbir davaları kapsam dışındadır.

 

Sigortacının rücu ettiği durumlarda süreç nasıl işleyecek?

Rücu davalarının konusu bildiğiniz üzere ihtilaf konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkindir. Bu sebeple, şirketlerin rücu prosedürleri tamamlandıktan sonra yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvurmaları gerekecektir.

 

Yetkili yer meselesini biraz açabilir misiniz?

Arabuluculuk sürecine dair başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhal ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir.

 

Arabuluculuk süreci ile ilgili nelere dikkat edilmesi gerekir?

Yetki meselesi oldukça önemli. Buna ilaveten, başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması halinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. İş kanununda ilk kez uygulanan zorunlu arabuluculukta arabulucuların en fazla sorun yaşadıkları sorun tarafların iletişim bilgilerine ulaşmaktı, kanunda getirilen yükümlülükle bu sorun çözüme kavuşmuş görünmektedir.

 

‘TOPLANTILARA KATILMAK ÖNEM TAŞIYOR’

Toplantıya katılmak önemli. Zira taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilecektir. Bu taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacak, ancak her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda, tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılacaktır.

Tarafların arabuluculuk görüşmelerine giderken taleplerinin kapsamını, dayandıkları delilleri ve talep tutarına dair detaylı bir alacak hesabını yaptırmış olmalarında fayda var. Zira toplantı sırasında bu hesabı yapmak mümkün olmayabilir.

 

‘TARAFLAR İSTEDİKLERİ ARABULUCUYU SEÇEBİLİR’

Tarafların arabulucuyu kendilerinin belirleme imkanı var mı?

Taraflar listeye kayıtlı ve mutabık kaldıkları bir arabulucu ile çalışabilirler. Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları halinde bu arabulucu görevlendirilir.

 

Arabuluculuk görüşmeleri ve süreç ne kadarlık bir zaman dilimini içerir? Maliyetlere kim katlanır?

Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta + iki hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. Arabulucu gerekli görüyor ise birden fazla toplantı yapabilir.

Maliyet konusuna gelince; arabuluculuğun maliyeti davalara kıyasen çok daha düşük, başvuru harcı alınmıyor. Arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması halinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanıyor.

Arabuluculuğa başvurmamanın müeyyidesi nedir?

Müeyyide davanın, “dava şartı yokluğu”sebebiyle usulden reddedilmesidir. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği bildirilir. Yani arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

Prim borçları ile ilgili flaş açıklama!
2.1.2019
haberler

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “GSS prim borçlarını yıl sonuna kadar ödeyen vatandaşlarımızın gecikme cezalarını siliyoruz” dedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Genel Sağlık Sigortası prim borçlarını yıl sonuna kadar ödeyen vatandaşların gecikme cezalarının silineceğini duyurdu.

Bakan Zehra Zümrüt Selçuk’un yaptığı açıklama şöyle:

‘’Sağlık hizmetlerine erişemeyen hiçbir vatandaşın kalmaması hedefi ile başlatılan zorunlu genel sağlık sigortası uygulaması 1/1/2012 yılında hayata geçirilmiş olup bu tarihten itibaren herhangi bir sağlık güvencesi bulunmayan kişiler genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır.

Bugün ülkemizin %99,1’i genel sağlık sigortalısı olarak sağlık hizmetlerinden faydalanmaktadır.

Bununla birlikte, birikmiş genel sağlık sigortası prim borçları olan vatandaşlarımız için de faizsiz ödeme imkanı getirilmiştir. 
Bu kapsamda birikmiş genel sağlık sigortası prim borçlarını 31/12/2018 tarihine kadar ödeyen vatandaşlarımızın 2018 yılı Nisan ayı ve öncesine ait ödenmemiş prim borçlarının gecikme cezası ve gecikme zammı silinecektir.

Ancak 31/12/2018 tarihine kadar söz konusu prim borçlarının ödenmemesi halinde bu borçlara geçmişe yönelik gecikme cezası ve gecikme zammı ekleneceği için vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimde sağlanan bu imkanı kaçırmamasını tavsiye ediyorum.’’


 

AXA Sigorta’dan Türk Voleyboluna Bir Destek Daha
2.1.2019
haberler

AXA Sigorta Kupa Voley isim sponsorluğunun ardından bu kez de Türkiye Voleybol Federasyonu’nun ilk “Resmi Sigorta Sponsoru” oldu. Anlaşma kapsamında şirket, TVF’nin taşınmaz varlıklarına ek olarak maçları takip eden seyircileri de olası kazalara karşı teminat altına alacak.

Türkiye’de sigorta sektörüne yenilikçi bakış açısı ve küresel bilgi birikimiyle öncülük eden AXA Sigorta, Türkiye Voleybol Federasyonu’nun (TVF) ilk “Resmi Sigorta Sponsoru” oldu. Aynı zamanda 2018-2019 sezonunda Kupa Voley turnuvasının da isim sponsoru olan şirket, anlaşma kapsamında TVF’ye ait ve kullanımında olan tüm taşınmazların yanı sıra maçlar esnasında tribünleri ve maçı takip eden seyircileri yaşanabilecek olumsuz durumlara karşı AXA güvencesi altına alacak. AXA Sigorta ve TVF arasındaki iş birliği 26 Aralık Çarşamba günü AXA Sigorta Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen AXA Sigorta Kupa Voley Bayanlar Kategorisi Kura Çekimi’nin ardından AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken tarafından açıklandı.

Türk sporunun “parlayan yıldızı” voleybola destek verme fırsatı buldukları için memnuniyet duyduklarını ifade eden AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, “Temel işimiz olan sigortacılığın sorumluluklarını yerine getirmenin yanı sıra toplumun ihtiyaçlarına duyarlı bir kurum olarak üzerimize çok daha fazlasının düştüğüne inanıyoruz. İnsanların daha iyi bir yaşam sürmelerine katkı sağlama misyonuyla insanları daha aktif bir yaşam sürmeye ve spor yapmaya teşvik edecek iş birliklerini çok önemsiyoruz. Bu kapsamda bize başarılarıyla gerçek bir ilham kaynağı olan Türkiye Voleybol Federasyonu’nu olası olumsuz durumlara karşı teminat altına alıyoruz.
İnanıyorum ki bu sayede Federasyonumuz lojistik süreçleri düşünmeden asli işini yaparken gösterdiği muazzam başarıyı sürdürecek, genç sporcularımıza da destek vererek bu alanda dünyadaki başarılarımıza yenilerini ekleyecek. Biz tüm bu süreçlerde her zaman onların arkasında olmaya devam edeceğiz.” dedi. Ölken ayrıca bu iş birliği kapsamında Federasyon çalışanlarını da kendi tespitleri doğrultusuna sigortalayacaklarını da belirtti.

BES'le ilgili önemli gelişme
27.12.2018
haberler

Bireysel Emeklilik Sistemi'nde otomatik katılım yönetmeliği değişti

Bireysel Emeklilik Sistemi'nde otomatik katılım yönetmeliği değişti.Yönetmeliğe göre, cayma hakkını kullananlar 3 yıl içinde yeniden sisteme otomatik girecek.

Bireysel Emeklilik Sistemi'nden çıkanlar 3 yıl içinde otomatik olarak sisteme geri dönecek. Bireysel Emeklilik Sistemi'nde otomatik katılım yönetmeliği değişti. Buna göre, cayma hakkını kullananlar 3 yıl içinde yeniden sisteme otomatik olarak girecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı, otomatik katılım süresini 5 yıla kadar uzatılabilecek.

Bireysel emekliliğe yeni düzenleme
27.5.2018
haberler

Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapıldı.

Hazine ve Maliye Bakanlığının konu ile ilgili kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, Mesafeli satışta şirket, ilgisine göre katılımcı, sponsor veya işvereni 5 inci madde hükümlerine uygun şekilde bilgilendirir ve uygun bir emeklilik planı teklifi sunacak. Teklif aşamasında ilgisine göre katılımcı, sponsor veya işverene standart fona ve diğer fonlara ilişkin bilgi verilir ve tercihine göre işlem yapılır. Herhangi bir tercihte bulunulmaması durumunda birikim standart fonda yatırıma yönlendirilecek. İlgisine göre katılımcı, sponsor veya işveren, emeklilik sözleşmesine, emeklilik planına ve sisteme ilişkin gerekli bilgilerin kendisine verildiğini teyit ederek
teklifi güvenli elektronik iletişim araçları ile onaylar ve bu şekilde emeklilik sözleşmesi akdedilmiş olacak. Onay işlemi gerçekleşmemiş tekliflere dayanılarak düzenlenen sözleşmeler yürürlüğe girmez ve şirketçe bunlar için hiçbir tahsilat yapılamayacak. Şirket, onay işleminden hemen sonra Bakanlıkça belirlenen belgeleri ilgisine göre katılımcı, sponsor veya işverenin tercihi doğrultusunda matbu veya
kalıcı veri saklayıcısı olarak ilgilinin erişimine sunar ve internet sitesinde güvenli alandan erişimine imkân sağlayacak. Standart fondan ayrılmayı talep eden katılımcıya, tercih etmesi halinde, 10 uncu madde hükümleri çerçevesinde, sonucu bağlayıcı olmamak kaydıyla, şirket tarafından risk profil anketi sunulacak.
Bakanlıkça uygun görülmeyen sözleşme türleri, emeklilik planları ve fonlar mesafeli satışa konu edilemeyecek.Bakanlık, plan sayısını 5 katına kadar artırmaya veya yarısına kadar azaltmaya yetkili olacak.
Fon dağılımı ilgisine göre katılımcının, sponsorun veya işverenin tercihine göre belirlenir. Sözleşme kuruluş aşamasında herhangi bir tercihte bulunulmaması durumunda birikim öncelikle standart fonlarda yatırıma yönlendirilir. Standart fondan ayrılmayı talep eden katılımcılara, tercih etmesi halinde, sonucu bağlayıcı olmamak kaydıyla, şirket tarafından risk profil anketi sunulur. Bakanlık, risk
profil anketinin asgari içeriğini, sunulma sıklığını ve zamanını belirlenecek.
İşveren grup emeklilik sözleşmesinde, hak kazanma süresi tanımlanmışsa, fon dağılımı değişikliği ve emeklilik planı değişikliği hakları, 18 inci maddeye göre belirlenen hak kazanma süresi sonuna
kadar kural olarak işveren tarafından kullanılacak.
Yönetmeliğin 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “hesap özetini” ibareleri “hesap bildirim cetvelini” şeklinde, “faks veya posta” ibaresi “posta veya güvenli elektronik iletişim araçları”
şeklinde değiştirilmiş aynı fıkranın üçüncü cümlesinde yer alan “formun” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve ilgili mevzuat düzenlemelerine göre temin edilmesi gereken tüm evrakın eksiksiz
olarak” ibaresi eklenmiş, aynı fıkranın beşinci cümlesi ile aynı maddenin sekizinci fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırıldı. Katılımcı, bireysel emeklilik sistemine giriş tarihinden itibaren
en az on yıl sistemde bulunmak koşuluyla 56 yaşını tamamladıktan sonra emekliliğe hak kazanır. Emeklilik gelir sözleşmesine dönüştürülen sözleşmelerde geçirilmiş süreler ile emeklilik gelir sözleşmesinde geçirilen süreler emekliliğe esas süre hesaplamasında dikkate alınmayacak.
Birden fazla emeklilik sözleşmesi bulunan katılımcı, sözleşmelerinden herhangi birinden emeklilik hakkını elde ettiği tarih itibarıyla
a) Emeklilik hakkını kazandığı sözleşmenin bulunduğu şirkete ilgili sözleşmesi için talepte bulunarak veya,
b) Yürürlükteki sözleşmelerinin bulunduğu şirketlerden birine talepte bulunarak ve emeklilik hakkını kazandığı sözleşmesi ile birlikte seçmiş olduğu diğer sözleşmelerine ilişkin hesaplarını talepte bulunduğu şirketteki sözleşmesine ilişkin hesabı ile birleştirmek suretiyle, emeklilik hakkını kullanabilecek. Kanunun ek 2 nci ve geçici 2 nci maddeleri kapsamında sisteme dâhil edilen
sertifikalar yalnızca kendi aralarında hesap birleştirme işlemine dâhil edilebilecek.
Emekliliğe hak kazanan ve bu hakkı kullanarak bireysel emeklilik hesabındaki birikimini ve devlet katkısı hesabındaki tutarları almak isteyen katılımcı, toplu para, programlı geri ödeme ya
da yıllık gelir sigortası seçeneklerinden birini seçer veya hesabındaki tutarı belirtilen seçenekler arasında paylaştırabilecek. Şirket, katılımcının posta veya güvenli elektronik iletişim araçları
ile şirkete ilettiği emeklilik talep formundaki tercihi doğrultusunda işlem yapacak.
Şirket, emekliliğe hak kazanan ve bu hakkı kullanarak birikimini almak için başvuran katılımcıyı emeklilik seçenekleri hakkında bilgilendirir ve emeklilik bilgi ve talep formunu ve hesap bildirim cetvelini, katılımcıya posta adresine veya güvenli elektronik iletişim araçları ile başvurunun şirkete ulaşmasından itibaren beş iş günü içinde gönderecek. Şirket, isteyen katılımcının emeklilik bilgi
ve talep formu ile hesap bildirim cetvelini şirketin internet sitesinde kendi adına oluşturulan güvenli sayfadan alabilmesi için gerekli altyapıyı hazırlayacak. Emeklilik bilgi formu, sistemde kalma ve
emekli olma seçeneklerine ilişkin bilgiler ile örnek mali projeksiyonları içerir formda, katılımcının tercihi doğrultusunda, ikinci fıkra kapsamında emeklilik hakkını kullanabileceği ve hesaplarını birleştirmek suretiyle emeklilik hakkını kullanmayı tercih eden katılımcılar için emeklilik işlemlerinin hesap birleştirme işlemi tamamlandıktan sonra gerçekleştirileceği belirtilecek. Emeklilik tercihine ilişkin örnek mali projeksiyonlara Emeklilik Gözetim Merkezinin internet sitesi üzerinden erişilebilecek.
Şirket, emeklilik seçenekleri konusunda bilgilendirdiği katılımcının, birikiminin ve devlet katkısı hesabındaki tutarların tamamının kendisine ödenmesini talep etmesi halinde, bu talebi, talebin şirkete ulaşmasından itibaren on iş günü içinde yerine getirir. Katılımcının hesabına henüz intikal etmemiş devlet katkısı bulunması halinde, bu tutarlara ilişkin olarak bireysel emeklilik sisteminde devlet katkısı hakkındaki mevzuat hükümleri uygulanır.Şirket tarafından emeklilik seçenekleri konusunda
bilgilendirilen ve birikimini ve devlet katkısı hesabındaki tutarları programlı geri ödeme yoluyla almak isteyen katılımcı, emeklilik gelir sözleşmesi kapsamında hazırlanacak bir program çerçevesinde hesabından kendisine aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık dönemlerde düzenli ödeme yapılmasını talep edebilecek. Bu şekilde belirlenen ödeme dönemleri veya ödeme tutarları yılda en fazla iki kez
değiştirilebilir. Katılımcının hesabında kalan tutarın tamamını istediği anda alma hakkı saklıdır. Birikimini bu şekilde almaya başlayan katılımcının, ilgili bireysel emeklilik hesabına başka bir
emeklilik gelir sözleşmesinden aktarım, hesap birleştirme ve ek fayda ödemesi durumları haricinde herhangi bir para girişi yapılamaz. Ancak katılımcı, hesabında kalan tutar için fon dağılımını değiştirebilir ve başka bir şirkete aktarım hakkını kullanabilecek.Katılımcının aynı şirkette veya farklı şirketlerde birden fazla emeklilik sözleşmesi bulunması halinde, katılımcının sisteme giriş tarihi, yürürlükte bulunan sözleşmeleri arasından sisteme giriş tarihi açısından 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendine göre kurulanlar hariç en eski tarihli sözleşme dikkate alınarak belirlenecek.
Bu durumda katılımcının tüm sözleşmelerinden emekliliğe hak kazanması için en az birinden bu hakkı kazanması gerekir. Hesap birleştirme işlemi yalnızca emeklilik hakkını kullanma talebinde bulunan
katılımcılar için gerçekleştirilir. Bu kapsamda, hesap birleştirme yapılmış sözleşmeye katkı payı ödemesi yapılmaya devam edilemeyecek.İkinci fıkranın (b) bendi kapsamında emeklilik hakkını
kullanmak isteyen katılımcının hesap birleştirme talebinde bulunduğu şirket, emeklilik seçenekleri konusunda bilgilendirdiği katılımcının birikimini ve devlet katkısı hesabındaki tutarları toplu ödeme,
programlı geri ödeme ya da yıllık gelir sigortası şeklinde veya bunlar arasında paylaştırarak almayı talep etmesi halinde, talebin kendisine ulaşmasından itibaren iki iş günü içinde katılımcının diğer
şirketlerde bulunan sözleşme bilgilerini Emeklilik Gözetim Merkezinden alır ve katılımcının sözleşmelerinin bulunduğu diğer şirketlere hesap birleştirme işlemi için başvurur. Kendisine bu şekilde başvurulan şirketler, başvurudan itibaren on iş günü içinde hesap birleştirme işlemlerini gerçekleştirmek üzere başvuruda bulunan şirkete katılımcının birikimini ve devlet katkısı hesabındaki tutarlarını aktarır. Şirket, hesap birleştirme işleminin tamamlandığı tarihi müteakip, on iş gününü aşmayacak şekilde emeklilik işlemlerini tamamlar. Bu şekilde yapılan hesap birleştirme işlemlerinde 12 nci maddede belirtilen şirkette kalma süresine ilişkin kısıtlamalar uygulanmaz. Hesap birleştirme işlemlerinin geciktirilmesinden kaynaklanan varsa fon birim fiyatında düşüş gerçekleşmesi sonucu
oluşan katılımcı zararı, hesap birleştirme işleminin geciktirilmesinden sorumlu şirket tarafından fon getiri kaybı hesaplanarak karşılanacak.
Belirlenen hak kazanma süresinin tamamlanması halinde veya hak kazanma süresinin kararlaştırılmadığı durumlarda katılımcının hesabında bulunan birikimin tamamı katılımcının hak kazanma süresi tamamlanmadan önce sözleşmesinden ayrılması durumunda ise 18 inci
maddeye göre hak edilen tutar, katılımcının posta veya güvenli elektronik iletişim araçları ile şirkete ilettiği talebi doğrultusunda aynı veya başka bir şirkette yürürlükte olan veya yeni düzenlenen
bireysel veya 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında kurulanlar hariç gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesine transfer yoluyla aktarılabilir. Transfer yoluyla aktarım işlemlerinde, bireysel emeklilik hesabında bulunan tutarlar ile birlikte sistemde geçirilen süre bilgisi de ilgili şirkete iletilir. Katılımcının sistemden ayrılmak istemesi halinde birikim kendisine ödenir.
Katılımcının hak kazanma süresi tamamlanmadan önce işinden bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine göre kurulan sözleşmesinden ayrılması durumunda, ilgisine göre işveren veya sponsor tarafından katılımcı ad ve hesabına ödenen katkı payları ve
bunların getirilerinden 18 inci maddeye göre katılımcının hak ettiği tutar, katılımcının aynı veya başka bir emeklilik şirketinde mevcut bulunan veya yeni düzenlenen bireysel veya 4 üncü maddenin üçüncü
fıkrasının (a) bendi kapsamında kurulanlar hariç gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesine transfer yoluyla aktarılabilir yahut doğrudan katılımcıya ödenir. Katılımcı istediği takdirde, ilgili grup emeklilik
planı çerçevesinde katkı payı ödediği gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesini devam ettirebilir.
18 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen sebepler haricinde herhangi bir sebeple işten ayrılma veya grup emeklilik planından çıkarılma durumunda, katılımcı tarafından hak kazanılmayan tutarlar,
ilgisine göre sponsora veya işverene ödenir.” Çalışan, belirlenenden daha yüksek bir oranda ödeme yapmak istediğini işverene bildirebilecek. Bu şekilde katkı payı oranını artıran bir çalışan çıkarılan yönetmelik ile belirlenen oranın altında kalmamak kaydıyla katkı payı oranını işverenden talepte
bulunarak azaltabilecek.
Çalışanın yatırım tercihine uygun fon sunumu başta olmak üzere şirket diğer şirketler ile iş ortaklığı kurabilecek. Daha önce bu bölüm kapsamında bireysel emeklilik sistemine dâhil edilen bir çalışanın, kendisini emeklilik planına dâhil eden işverene bağlı farklı bir işyerinde çalışmaya başlaması veya hizmet akdinin sonlanarak başka bir işverene bağlı farklı bir işyerinde çalışmaya başlaması halleri, işyeri değişikliği olarak kabul edilir. İşyerinin değiştiği tarih itibarıyla sistemde bulunan bir çalışan,
önceki işyerinde dâhil olduğu bireysel emeklilik planı kapsamındaki hesabına Bakanlıkça belirlenen tutarda katkı payı ödemeyi veya bu hesaptaki birikimi ile varsa ödenen devlet katkısının sistemde bulunan bu bölüm kapsamında açılmış olan başka bir sertifikaya aktarılmasını şirketten talep edebilir.
Çalışanın ikinci fıkra kapsamında herhangi bir talepte bulunmaması halinde ilgili sertifika askıya alınır.
Çalışan, ikinci fıkra kapsamında katkı payı ödemeye devam ettiği hesaptaki birikimi ile varsa ödenen devlet katkısının sistemde bulunan bu bölüm kapsamında açılmış başka bir sertifikasına aktarılmasını
şirketten her zaman talep edebilir. Bu madde kapsamında yapılacak olan aktarımda 12 nci maddede
belirtilen şirkette kalma süresine ilişkin kısıtlamalar ve 11 inci maddede belirtilen plan değişikliği limiti uygulanmaz. Çalışanın sistemde kazandığı emekliliğe esas süresi ile devlet katkısının hak
edilmesine esas süresi aktarılan sertifikada aynen korunur.Daha önce bireysel emeklilik sistemine dâhil edilen bir çalışanın işyeri değişikliği olmaksızın hizmet akdinin sonlanması halinde bu madde hükümleri kıyasen uygulanır.Çalışan katkı payı ödemeye ara vermeyi talep edebilecek. Başlangıç
dönemi içinde ara verme talebinde bulunulamayacak. Katkı payı başlangıç döneminde, ilgisine göre çalışan veya işverence tercih edilen başlangıç fonunda yatırıma yönlendirilir. Şirket, başlangıç döneminde ödenen katkı paylarının değer kaybetmemesini sağlayacak şekilde fon yönetiminden sorumludur.
Çalışan, başlangıç döneminin tamamlanmasını müteakip başlangıç fonundan ayrılma talebinde bulunabilir. Başlangıç fonundan ayrılmayı talep eden çalışana, tercih etmesi halinde, 10 uncu madde hükümleri çerçevesinde sonucu bağlayıcı olmamak kaydıyla, şirket tarafından risk profil anketi sunulur ve çalışanın katkı payı ve birikimi çalışanın tercihi doğrultusunda yatırıma yönlendirilir. Bakanlık, risk profil anketinin asgari içeriğini, sunulma sıklığını ve zamanını belirler.Çalışanın, başlangıç döneminin tamamlanmasını müteakip başlangıç fonundan ayrılma talebinde bulunmaması halinde, ilgili sertifika
sistemde bir yılını doldurana kadar, çalışanın katkı payı ve birikimi sisteme giriş aşamasındaki yatırım tercihine göre ilgili başlangıç fonunda yatırıma yönlendirilmeye devam eder. Bu şekilde sistemde bir
yılını tamamlayan sertifikadaki çalışanın katkı payı ve birikimi, çalışanın sisteme giriş aşamasındaki yatırım tercihine göre ilgili standart fonda yatırıma yönlendirilir. Bu işlemler için, 10 uncu maddede yer alan bir yıl içinde yapılabilecek fon dağılım değişikliği limiti dikkate alınmaz.
Çalışanın talep etmesi halinde, şirketin, sistemde kaldığı süre boyunca çalışana başlangıç fonunu sunması zorunludur.Fon dağılım değişikliği hakkı çalışana aittir, ancak çalışanın tercih etmesi halinde bu hak Kurul tarafından portföy yöneticiliği yapmak üzere yetkilendirilmiş portföy yönetim şirketlerine
devredilebilir. Söz konusu talep ilgili portföy yönetim şirketine iletilmek üzere şirkete yapılır.

Çalışanların İşverenleri Aracılığıyla Otomatik Olarak Emeklilik Planına Dahil Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapıldı.

Cumhurbaşkanlığının konu ile ilgili kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.

Kararda şu değişiklikler yapıldı:

"MADDE 1- 1/1/2017 tarihli ve 2017/9721 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile yürürlüğe konulan Çalışanlann İşverenleri Aracılığıyla Otomatik Olarak Emeklilik Planına Dahil Edilmesine İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “işyerleri ile çalışanları, çalışanlann ücretinden kesilecek çalışan katkı payı oranını ve bu kapsamdaki” ibaresi “çalışanlara, bu
çalışanlann emeklilik planına dahil edilecekleri tarihlere ve ücretlerinden yapılacak katkı payı kesintisine ilişkin” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “çalışanlardan işverenin kapsama alınma tarihi itibanyla çalışmakta olan kırkbeş yaşmı doldurmamış kişileri, ilgili işverene
bağlı olarak işverenin kapsama alınmasından sonra işe başlayan ve işe başladığı tarihte kırkbeş yaşını doldurmamış kişileri” ibaresi “çalışanlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamında kurulmuş olan sandıkların iştirakçisi olarak çalışanlardan kırkbeş yaşını doldurmamış olanları” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3- Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Tanımlar

MADDE 4- (1) Bu Yönetmelikte geçen

a) Bakanlık: Hazine ve Maliye Bakanlığını,

b) Çalışan: 4632 sayılı Kanunun ek 2 nci ve geçici 2 nci maddeleri kapsamında emeklilik planına dahil edilen katılımcıyı,

c) Emeklilik şirketi: 4632 sayılı Kanuna göre kurulmuş emeklilik şirketini,

ç) İşveren: 5510 sayılı Kanun kapsamındaki işveren ve işveren vekillerini,

d) İşyeri: 5510 sayılı Kanun kapsamındaki işyerini,

e) Kamu idaresi: Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı hariç olmak üzere, 5510 sayılı Kanunda tanımlanan kamu idarelerini ifade eder.”

(5) Bu maddede belirtilen tarihlerden sonra kurulan kamu idareleri ile bu tarihlerden sonra kamu idaresi sıfatını haiz olan kurum ve kuruluşlar, en geç kuruldukları veya bu sıfatı haiz oldukları tarihi
takip eden takvim yılı başından itibaren yapılacak ilk ücret ödemesinden işveren tarafından kesilerek emeklilik şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal etmesi ile emeklilik
planına dahil edilir.”

MADDE 5- Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Özel sektörde çalışanların emeklilik planına dahil edilmesi

MADDE 6- (1) Bu Yönetmelik kapsamında olup 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre özel sektörde istihdam edilen çalışanlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamında kurulmuş olan sandıkların iştirakçisi olarak çalışanlar, bu madde ve 6/A maddesi esaslarına göre, işverenin bir veya birden fazla emeklilik şirketi ile imzalamış olduğu sözleşme kapsamında ilgili emeklilik planına dahil edilir.

(2) Bu çerçevede

a) Çalışan sayısı bin ve üzerinde olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1/1/2017,

b) Çalışan sayısı ikiyüzelli ve üzerinde ancak binden az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1/4/2017,

c) Çalışan sayısı yüz ve üzerinde ancak ikiyüzelliden az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1/7/2017,

ç) Çalışan sayısı elli ve üzerinde ancak yüzden az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1/1/2018,

d) Çalışan sayısı on ve üzerinde ancak elliden az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar 1/7/2018,

e) Çalışan sayısı beş ve üzerinde ancak ondan az olan bir işverene bağlı olarak çalışanlar en geç 1/1/2019,

f) 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamında kurulmuş olan sandıkların iştirakçisi olarak çalışanlar en geç 1/1/2019

tarihinden sonraki ilk ücret ödemesinden işveren tarafından kesilerek emeklilik şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal etmesi ile emeklilik planına dahil edilir.

(3) Bu madde kapsamında çalışan sayısının belirlenmesinde, birden fazla işyeri olan işverenler için bütün işyerlerindeki çalışanların toplamı esas alınır. Birden fazla bağımsız şirketin bir araya
gelmesiyle oluşan şirket yapılanmalarında ise, çalışan sayısı her bir şirket için ayrı ayrı veya toplu olarak değerlendirilebilir.

(4) Bu madde kapsamında çalışan sayısının belirlenmesinde, ikinci fıkrada belirtilen tarihlerden önce ilgili mevzuat gereği Sosyal Güvenlik Kurumuna iletilmesi gereken en son bildirimde yer alan veriler esas alınır.

(5) İkinci fıkrada belirtilen tarihleri izleyen dönemler bakımından ise en geç müteakip takvim yılı başlan esas almır.

(6) Çalışanlannı emeklilik planına dahil etmiş olan bir işverene bağlı çalışan sayısında gerçekleşen azalmalar dikkate alınmaz.”

MADDE 6- Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 6/A maddesi eklenmiştir.

“İşverenlere ilişkin özel hükümler

MADDE 6/A - (1) Faaliyete yeni başlayan işverenlere bağlı çalışanlar için ilgili mevzuat gereği Sosyal Güvenlik Kurumu’na iletilmesi gereken ilk bildirimde beyan edilen çalışan sayısına göre, 6 ncı maddede belirtilen tarihler esas alınır.

(2) 1/1/2019 tarihinden sonra faaliyete başlayan işverenlere bağlı toplam çalışan sayısının beş veya üzerinde olması halinde bu çalışanlar, en geç müteakip takvim yılının başından itibaren yapılacak
ilk ücret ödemesinden işveren tarafından kesilerek emeklilik şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal etmesi ile emeklilik planına dahil edilir.

(3) 1/1/2019 tarihinden önce faaliyete başlamış olup çalışan sayısı, bu tarihten sonra ilk kez beş veya üzerine çıkan işverenlere bağlı çalışanlar, en geç müteakip takvim yılının başından itibaren yapılacak
ilk ücret ödemesinden işveren tarafından kesilerek emeklilik şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal etmesi ile emeklilik planına dahil edilir.

(4) Çalışanlarını 6 ncı madde kapsamında emeklilik planına dahil etmiş olan bir işverenin faaliyete yeni başlayan işyerlerindeki çalışanlar da ilk ücret ödemesinden işveren tarafından kesilerek emeklilik
şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal etmesi ile emeklilik planına dahil edilir.

(5) 6 ncı maddede yer alan tarihlerden önce ilgili mevzuat gereği Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimde bulunmakla birlikte, bildirim tarihini takip eden ay içerisinde işyeri faaliyetine son verecek
işverenin, bu işyerindeki çalışanları emeklilik planına dahil etmesi zorunlu değildir.”

MADDE 7- Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin başlığı “Katkı payının hesaplanması” şeklinde, birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan “çalışan” ibaresi çıkarılmış ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

“(1) 4632 sayılı Kanun uyarınca, çalışanın ücretinden işveren tarafından kesilecek katkı payı tutan, ilgisine göre prime esas kazancın veya emeklilik keseneğine esas aylığın yüzde üçü oranında
hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan katkı payının virgülden sonraki kısmı dikkate alınmaz.”

MADDE 8- Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Katkı payı kesintisine tabi olmayacak ücret ödemeleri

MADDE 8- (1) Çalışanın, emeklilik planına dahil edildiği tarihten önceki bir döneme ilişkin ücret ödemelerinden katkı payı kesintisi yapılamaz.

(2) Ücreti peşin ödenen çalışanlara, emeklilik planına dahil edildiği tarihten önceki dönemde ödenen ücretlerinden katkı payı kesintisi yapılmaz.”

MADDE 9- Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 8/A, 8/B ve 8/C maddeleri eklenmiştir.

“Çalışanlara ilişkin diğer hükümler

MADDE 8/A - (1) Çalışanların kırkbeş yaşım doldurup doldurmadığının tespitinde, bu Yönetmelik uyarınca emeklilik planına dahil edilmeleri gereken takvim yılının ilk günü esas alınır. Ancak bu maddenin yayımı tarihinden önce emeklilik planına dahil edilmesi gereken çalışanların kırkbeş yaşını doldurup doldurmadığının tespitinde, 4632 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesi uyarınca 1/1/2017 tarihi esas alınır.

(2) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca çalışan sıfatını haiz olmak kaydıyla, onsekiz yaşını doldurmamış çalışanlar da bu Yönetmelik kapsamında emeklilik planına dahil edilir.

(3) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) veya (c) bentlerinde yer almamakla beraber, 5510 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca, haklarında 5510 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (a) veya (c) bentleri hükümleri uygulanan çalışanlar, bu Yönetmelik kapsammda emeklilik planına dahil edilmez.

İşe yeni başlayan çalışanların emeklilik planına dahil edilmesi

MADDE 8/B- (1) Bu Yönetmelik kapsamında çalışanlarını emeklilik planına dahil etmiş olan bir işveren bünyesinde işe yeni başlayan çalışanlar, ilk ücret ödemesinden işveren tarafından kesilerek emeklilik şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal etmesi ile emeklilik planına dahil edilir.

Çalışanların emeklilik planına yeniden dahil edilmesi

MADDE 8/C- (1) Daha önce işverenleri tarafından bu Yönetmelik kapsamında emeklilik planına dahil edilmiş ancak cayma veya ayrılma hakkını kullanmış olan çalışanlar, Bakanlığın belirleyeceği esaslar
dahilinde 3 yıl içinde bir defalığına otomatik olarak emeklilik planına tekrar dahil edilir. Bakanlık bu süreyi 1 yıla kadar azaltmaya ve 5 yıla kadar artırmaya yetkilidir.”

MADDE 10- Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Çalışanların emeklilik plamna dahil edilmesine ilişkin geçiş hükümleri

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu maddenin yayımı tarihinden önce, 5 inci ve 6 ncı maddelerde belirtilen tarihlere göre çalışanlarını otomatik olarak emeklilik planına erken dahil etmiş olan işverenlere bağlı çalışanlar, ücretlerinden işveren tarafından kesilerek emeklilik şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal ettiği tarih itibarıyla emeklilik planına dahil edilmiş sayılır.

(2) Bu maddenin yayımı tarihinden önce, çalışanlarını otomatik olarak emeklilik planına dahil etmesi gerektiği tarihte dahil etmeyen, ancak bu maddenin yayımı tarihine kadar çalışanlarını emeklilik planına dahil etmiş olan işverenlere bağlı çalışanlar, ücretlerinden işveren tarafından kesilerek emeklilik şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal ettiği tarih itibarıyla emeklilik planına dahil edilmiş sayılır.

(3) Bu maddenin yayımı tarihinden önce, çalışanlarını otomatik olarak emeklilik planına dahil etmesi gerektiği halde, bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olan işverenlere bağlı çalışanlar, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren en geç 2 ay içerisinde ücretlerinden işveren tarafından kesilerek emeklilik şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal ettiği tarih itibarıyla emeklilik planına dahil edilmiş sayılır.

(4) Bu maddenin yayımı tarihinden önce, 8/A maddesi kapsamındaki çalışanlarını otomatik olarak emeklilik planına dahil etmesi gerektiği halde, bu maddenin yayımı tarihi itibanyla ilgili yükümlülüğünü yerine getirmemiş olan işverenlere bağlı anılan çalışanlar, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren en geç 2 ay içerisinde ücretlerinden işveren tarafından kesilerek emeklilik şirketine aktarılan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal ettiği tarih itibanyla emeklilik planına dahil edilmiş sayılır.

(5) Bu madde kapsamında işlem tesis eden işverenler, çalışanlanm süresi içinde emeklilik planına dahil etme yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır. Ancak, çalışanlann 4632 sayılı Kanundan ve ilgili
diğer kanunlardan kaynaklanan haklan saklıdır.”

MADDE 11- Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 12- Sayıştayın görüşü alınarak hazırlanan bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 13- Bu Yönetmelik hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

MADDE 4- Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin başlığı “Kamu idarelerinde çalışanlann emeklilik planına dahil edilmesi” şeklinde ve dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aşağıdaki beşinci
fıkra eklenmiştir.

“(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralannda yer alan kamu idarelerindeki mevcut çalışanlar en geç ilgili fıkrada belirtilen tarihten sonraki ilk ücret ödemesinden işveren tarafından kesilerek
emeklilik şirketine aktanlan katkı payının, emeklilik şirketine nakden intikal etmesi ile emeklilik planına dahil edilir."



 

 

BES Yatırımcısına Asgari Ücret Piyangosu
26.2.2019
haberler

Asgari ücretin artması BES yatırımcılarına da adeta piyango oldu. 2019'da asgari ücret yüksek düzeyde artınca 61 bin 392 liralık BES yatırımı karşılığında her vatandaşa devlet(binTL otomatik BES bonusu ile birlikte)16 bin 342 lirayı teşvik olarak verecek.

Asgari ücretin yüzde 26 gibi yüksek düzeyde artması Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) yatırımcılarını da sevindirdi. Devletin tasarrufları artırmak için bir para biriktirme sistemi olarak hayata geçirdiği BES’te devlet her 100 lira biriktiren vatandaşına 25 lira teşvik veriyor. Ancak bunun bir üst sınırı var. Üst sınır da asgari ücrete bağlı. Bir yılda en fazla brüt asgari ücretin yüzde 25’i kadar teşvik veriliyor. İşte asgari ücretin artması bu teşviğin üst sınırını da yüzde 26 artırdı.

Habertürk’ten Rahim Ak’ın haberine göre;Rakamlarla konuşursak, geçen yıl net 1.603 lira olan ve bu yıl ise 2020 liraya yükselen asgari ücret brüt olarak 2018’de 2 bin 29 lirayken 2019’da 2 bin 558 lira olarak belirlendi. Yıllık brüt asgari ücret de böylece 24 bin 354 liradan 30 bin 696 liraya ulaştı. İşte devlet katkısı bu tutarlar üzerinden yüzde 25 ile sınırlandığı için geçen yıl 6 bin 88 lira olan tavan bu yıl 7 bin 674 liraya tırmandı. Eğer sadece Gönüllü BES’teyseniz devlet 2019’da biriktirdiğiniz 30 bin 696 liraya karşı size 7 bin 674 lira verecek. Tabii ki bu parayı hemen vermiyor, haketmeniz için süre şartları var.

HEM GÖNÜLLÜ BES’E HEM OTOMATİK BES’E VAR

Gönüllü BES’in yanı sıra bir de geçen yıl başlayan adına Otamatik Katılım da denilen ve çalışanların otomatik olarak sisteme kayıt edildiği ve sonrasında arzu edenlerin ayrıldığı Otomatik BES de mevcut. Bu sistem için de devlet aynı teşviği veriyor. Üstelik gönüllü BES’ten teşvik alsanız bile ayrıca bu sistemde kalırsanız ek olarak yatırdığınız her 100 liranın yüzde 25’i teşvik olarak yine sizin hesabınıza geçiyor. Böylece 2019’da otomatik BES’te de 30 bin 696 lira biriktiren bir kişi 7 bin 674 lira devlet teşviği almaya hak hazanacak. Yani toplamda 2018’de 48 bin 708 lira biriktirip 12 bin 177 lira devlet teşviği alan vatandaş sadece tasarruf yaptığı için 2019’da 61 bin 392 lira biriktirip 15 bin 342 liraya sahip olacak.

1000 LİRA DA BONUS VAR
Bir de Otomatik BES’e yeni girenlere verilen bin liralık ek bonus var. İşte bu da toplandığında devletin sözüne bakan yani devletle aynı hedef doğrultusunda tasarruf ve birikim yapan ve bu birikimini de hem gönüllü hem de otomatik BES’te değerlendiren vatandaşa devlet toplamda 16 bin 342 lira adeta bağışlamış olacak.

Devletin hedefi uzun vadeli tasarruf olduğu için sistemde 10 yıl ve 56 yaşına kadar kalanlar bu paranın tümünü hak ediyor. O tarihe kadar da devlet katkısı sizin kendi birikiminiz ile birlikte yatırım araçlarında değerleniyor. Yani emekli olduğunuzda bu paranın değerlenmiş halini alıyorsunuz. İlk 3 yılın sonunda çıkanlar devlet katkısının yüzde 15’ini 6 yılını dolduranlar yüzde 35’ini 10 yılını doldurup 56 yaşını doldurmayanlar devlet katkısının yüzde 60’ını almaya hak kazanıyor.

OCAK’TA YATIRAN DAHA KAZANÇLI

Yıllık 61 bin 392 lirayı 12 aya bölüp her ay ödeyebileceğiz gibi bu tutarı örneğin ocak ayında yatırabilirsiniz. Böylece hem yatırdığınız miktar 12 ay boyunca BES fonlarında değerlenecek hem de devlet katkısı sizin adınıza yatacağı için 16 bin 342 lira da yıl boyu yatırımlara yönlendirilip daha da artması sağlanacak.

 



 

 

Görünmez kazaya karşı ferdi kaza sigortası
25.12.2018
haberler

Ülkemizde her gün ortalama 20 kişinin kaza nedeniyle hayatını kaybettiğini, çok sayıda insanın ise sakat kaldığını ifade eden Ray Sigorta Genel Müdürü Koray Erdoğan, görünmez kÜlkemizde her gün ortalama 20 kişinin kaza nedeniyle hayatını kaybettiğini, çok sayıda insanın ise sakat kaldığını ifade eden Ray Sigorta Genel Müdürü Koray Erdoğan, görünmez kazalara karşı alınabilecek en iyi önlemin ferdi kaza sigortası yaptırmak olduğunu söyledi.azalara karşı alınabilecek en iyi önlemin ferdi kaza sigortası yaptırmak olduğunu söyledi.

Allianz Partners Türkiye'nin yeni Satış Direktörü Ercan Yavaş oldu
25.11.2018
haberler

Ercan Yavaş, Allianz Grubu bünyesinde dünya çapında asistans hizmetleri sağlayan Allianz Partners'ın Türkiye ofisine Satış Direktörü olarak atandı.

Allianz Grubu bünyesinde asistans, otomotiv, seyahat ve sağlık destek hizmetleri sağlayan Allianz Partners'ın Türkiye ofisinde Satış Direktörlüğü görevine Ercan Yavaş getirildi.

2004 yılında Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlayan Yavaş, kariyerine aynı yıl Garanti Bankası'nda başladı ve 2009 - 2011 yılları arasında Bölge Satış ve Müşteri İlişkileri Yöneticisi olarak görev aldı. 2011'de Vodafone'da Satış Yöneticisi olarak atanan Yavaş, 2012 yılından bu yana Vodafone Kurumsal Bölge Satış Müdürlüğü görevini sürdürüyordu. Ercan Yavaş kariyerine bundan böyle Allianz Partners Türkiye Satış Direktörü olarak devam edecek.

 

Albayrak müjdeyi verdi! 1 Ocak'ta başlıyor
24.12.2018
haberler

Bakan Albayrak, ''KOBİ’lerimizin alacaklarını tazmin edememeleri durumunda zararlarını karşılamak için Devlet Destekli Alacak Sigortası’nı devreye alıyoruz. 1 Ocak’ta başlayacak bu sistem, tüm KOBİ’lerimize hayırlı uğurlu olsun." şeklinde açıklama yaptı

Hazine ve Maliye Bakanlığının konuya ilişkin tebliğleri, Resmi Gazete'de yayımlandı. Alacak sigortası, KOBİ olarak tanımlanan işletmelerden, başvuru tarihinden itibaren en az iki yıl önce kurulan ve Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi tarafından belirlenen risk değerlendirme kriterlerini sağlayanlara sunulacak.

Prim hesabında, alacak sigortası talebinde bulunan işletmenin son mali yılda vadeli satışlardan elde ettiği cirosu esas alınacak. Net prim ve azami teminat tutarı, vadeli satışlardan elde edilen ciro esas alınmak suretiyle, belirlenen oranlar kullanılarak hesaplanacak.

Tarife ve talimata göre belirlenen prim tutarı sigorta şirketi tarafından tahsil edilecek. Prim tutarının tamamının peşin olarak ödenmesi durumunda tarife fiyatı üzerinden yüzde 10 indirim uygulanacak.

Prim tutarı, en az yüzde 25'i peşin ve geri kalanı en fazla üç taksit olacak şekilde ödenmesi koşuluyla, kredi kartı ve benzeri başka düzenli ödeme yöntemleriyle taksitlendirilebilecek.

Alacak sigortası kapsamında teminat verilecek alıcılara ilişkin risk değerlendirmesinde kullanılacak kriterler Merkez tarafından belirlenecek.

Risk değerlendirmesi sonucunda, bu alıcılardan her birine "1 (en düşük riskli)" ile "6 (en yüksek riskli)" arasında skor verilecek. Skoru 6 olan alıcılara alacak sigortası kapsamında kredi limiti sağlanmayacak.

Skoru 1 ile 5 arasında olan her bir alıcıya, alacak sigortası talebinde bulunan işletmenin vadeli satışlardan elde edilen cirosuna göre belirtilen azami tutarları geçmemek üzere kredi limiti sağlanacak.

TEMİNAT ORANI VE MUAFİYET

Alacak sigortası kapsamında kredi limiti sağlanan alıcılar için uygulanan teminat oranları poliçede belirtilecek. Teminat oranları ilgili alıcının skoruna göre, yüzde 70 ile yüzde 90 arasında belirlenecek.

Sigorta dönemi içinde meydana gelen zararlar, zararın 2 bin 500 liranın altında kalması durumunda sigortalı tarafından, 2 bin 500 lirayı aşması durumunda ise belirtilen teminat oranları kapsamında Merkez tarafından ödenecek.

KOMİSYON VE DİĞER GİDERLER

Sistem kapsamında düzenlenen sigorta sözleşmeleri için vergi ve diğer yasal yükümlülükler düşüldükten sonra kalan prim tutarı üzerinden uygulanacak komisyon oranı yüzde 12 olacak. Söz konusu prim tutarının asgari yüzde 9'u ilgili sigorta şirketi tarafından kesinti yapılmaksızın sigorta aracısına ödenecek.

TİCARİ ALACAK SİGORTASI VE ÇALIŞMA ESASLARI

Söz konusu sistemin işletilmesi için görevlendirilen Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi'nin çalışma usul ve esasları da belirlendi.

Sisteme katılan sigorta şirketlerinin ve aracıların uyması gereken esaslar söz konusu protokolle belirlenecek. Sistem kapsamında yalnızca yurt içi satışlardan doğan ticari alacaklara teminat sağlanacak. Sistemin yönetimine ve işleyişine ilişkin bütün iş ve işlemler Merkez tarafından yürütülecek.

BAKAN ALBAYRAK TWİTTER HESABINDAN AÇIKLADI

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "KOBİ’lerimizin alacaklarını tazmin edememeleri durumunda zararlarını karşılamak için Devlet Destekli Alacak Sigortası’nı devreye alıyoruz. 1 Ocak’ta başlayacak bu sistem, tüm KOBİ’lerimize hayırlı uğurlu olsun." açıklamasında bulundu.

Zorunlu tehlikeli madde sigortasında da asgari teminatlar belli oldu
24.12.2018
haberler

Resmi Gazete’nin 21 Aralık 2018 tarihli nüshasında Tehlikeli Maddeler İçin Yaptırılacak Zorunlu Sorumluluk Sigortasında uygulanacak asgari sigorta teminatları yayımlandı. İlgili yönetmelik 1 Ocak tarihinde yürürlüğe girecek.

Hazine ve Maliye Bakanlığından yayımlanan yönetmelikte şu ifadeler yer aldı:

MADDE 1 – 9/5/2010 tarihli ve 27576 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli Maddeler İçin Yaptırılacak Zorunlu Sorumluluk Sigortalarına İlişkin Tarife ve Talimatın eki ekteki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Bu Tarife ve Talimat 1/1/2019 tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tarife ve Talimat hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Filistin’de kurulacak Tarım Sigortaları Sistemi’nin rehberi TARSİM
24.12.2018
haberler

TARSİM, İstanbul’daki Genel Müdürlüğü’nde, Filistin Tarımsal Riskleri Azaltma ve Sigorta Fonu ile Filistin Ankara Büyükelçiliği yetkililerini ağırladı.

TARSİM Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu, Genel Müdür Yardımcısı Zeki Karakurt, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanlığı Tarım Sigortaları Çalışma Grubu Sorumlusu Faruk Bahadır Özer, Bitkisel Ürün Sigortaları Grup Müdürü Ertuğrul Çelik, Aktüerya ve Teknik İşlemler Müdürü Yüksel Kavasoğlu, Bölgeler Grup Müdürü Murat Kaya, TARSİM Teknik Danışmanı Necati İçer, Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nden Uzman Ezgi Günbatar ile Dış İlişkiler ve Reasürans Müdürlüğü’nden Uzman Murat Şener’in katılım sağladığı programın ilk gününde; Türkiye’deki tarım uygulamaları, kayıt sistemleri, tarım sigortalarında yasal çerçeve ve mevzuat, Sistem’in genel yapısı ve gelişimi, Türkiye’deki tarım sigortaları uygulamaları hakkında bilgi verildi.

Programın ikinci gününde ise; poliçe ve hasar süreçlerine, hasar tespit işlemlerine, tazminat kriterleri ile ilgili uygulamalara ilişkin bilgilendirmeler yapıldı. Önümüzdeki dönemlerde Filistin’de TARSİM’e benzer bir sistemin kurulmasına yönelik planlanan işbirliği hakkında görüşmeler gerçekleştirildi. Ziyaretin sonunda Satoğlu’na teşekkür plaketi takdim edildi.

14 İlde 'Sigorta Dolandırıcılığı' Operasyonu
21.12.2018
haberler

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara'daki bir sigorta şirketinin bilgisayar sistemini hackleyerek dolandırıcılık yaptığı tespit edilen 28 şüpheli hakkında 14 ilde gözaltı kararı verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, Ankara'da yerleşik bir sigorta şirketinin bilgisayar sistemlerinin hacklenerek şifrelerin ele geçirildiği şikayeti üzerine soruşturma başlatıldığı belirtilerek, "Şirketin sistemleri kullanılarak www.turkiyesigorta.net internet sitesi üzerinden 3'üncü şahısların sigorta işlemlerinin yapıldığı, yapılan işlemlerin ise çoğu yabancı ülke bankasına ait kredi kartları üzerinden ödemesinin gerçekleştirildiği ve bu şekilde başkalarına ait kart bilgilerini kullanarak menfaat elde etme eylemi ile ilgili 14 ilde 28 şüpheli hakkında yakalama, arama ve gözaltı kararları verilmiş olup, soruşturma halen devam etmektedir" denildi.

Sigorta suistimali: Sürücüler bu yöntemleri kullanıyor
17.12.2018
haberler

Sigorta sektörünün ödediği toplam hasarların yüzde 10 ila 25’inde sigortalıların suistimal yaptığı tahmin ediliyor. Birbirinden ilginç yöntemler ise dikkat çekti.

Sigorta suiistimalleri birçok ülkede vergi kaçakçılığından sonra en yaygın ekonomik suç olarak kabul ediliyor. Türkiye’de de, sigorta sektörünün ödediği toplam hasarın yüzde 10-25’lik kısmında suiistimal olduğu tahmin ediliyor. Uygulanan yöntemler açısından da dikkat çeken bu suiistimallerin çok büyük kısmı oto sigortalarında görülüyor. Bu kapsamda yılın ilk 10 ayında en çok kullanılan suiistimal yöntemi ise yüzde 26.9 payla “sürücü değişikliği/ sürücü firarı” oldu. Geçen yılın aynı döneminin lideri ise yüzde 28 payla “planlanmış (organize) hasar” idi.

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi bünyesindeki Hasar Takip Merkezi tarafından yayımlanan suiistimal verileri, hem sigorta sektörü hem mağdur olan tüketiciler için her geçen gün daha önemli bir sorun olmaya devam ediyor. İhbara konu olmuş ya da saptanmış olaylarla ilgili istatistikler ise yıllara göre değişen ilginç suiistimal yöntemlerini de ortaya koyuyor:

Organize hasar ikinci

- Sigorta şirketlerinin bildirimlerine göre 2018’in ilk 10 ayında sürücü firarı suiistimalini yüzde 17.3 payla “planlanmış (organize) hasar”, yüzde 16.1 ile “hasar sonrası sigortalama”, yüzde 10.4 ile “vurup kaçtı’ “beyanı” ve yüzde 10.2 ile “alkol” izledi. Ancak alkolün suiistimal yöntemi olarak kabul edilmesi için haksız menfaat sağlanmasının ispatı gerekiyor.

-Geçen yılın ilk 10 ayında ise organize hasarı yüzde 25.1 payla “sahte kaza tespit tutanağı”, yüzde 21.3 ile “sürücü değişikliği/ firarı”, yüzde 13 ile “hasar sonrası sigortalama” ve yüzde 12.6 ile “vurup kaçtı’ beyanı” takip etti.

-Türkiye Sigorta Birliği’nin yayımladığı verilere göre hayat dışı branşta geçen yılın tümünde 19.2 milyar lira ve bu yılın ilk 6 ayında 10.9 milyar lira hasar ödemesi yapıldı.

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) olağanüstü genel kurulunda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 'Devlet Destekli Alacak Sigortası'nı 2019’un başında devreye sokacağız' dedi. Albayrak ayrıca Emlak Bankası ile ilgili sürecin yıl sonuna yetişmezse ilk genel kurulda hallolacağını da söyledi.
17.12.2018
haberler

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliğinin, Borsa İstanbul'da 20. Olağan Genel Kurulu'na katıldı. Toplantıda gündeme ilişkin önemli açıklamalar yapan Bakan Albayrak, şirketlerin bankacılık sektörüne bağımlılığını azaltmayı hedeflediklerini söyledi. Bakan Albayrak, Türkiye Emlak Bankası yeniden yapılandırma sürecine başladığını belirterek, "Ülke genelinde Emlak Bankası ile ilgili süreç yıl sonunda ya da ilk komisyonda çıkacak" ifadelerini kullandı.Bakan Albayrak ayrıca, 

 

Bakan Albayrak'ın konuşmasından satırbaşları;

Şirketlerin bankacılık sektörüne bağımlılığını azaltmamız lazım. Yeni kredi noktasında imkan sağlamaları noktalarında önemli bir katkı sağladı. Ürün çeşitliliği ile sermaye piyasaları için katkı. Herkes bir şey söylüyor. Türkiye futboldan sonra ikinci anılan konu ekonomi.

 

ABD İLE KARŞILAŞTIRMAK İYİ NİYETLİ DEĞİL

VDMK ihracı gibi işlemler sermaye piyasalarının gelişmesine katkı verecek. Konut kredilerinin gayrimenkule oranı ABD'ye göre çok daha düşük.Konut kredilerinde batık oranı yüzde 1'in altında. VDMK gibi işlemlerin yaygınlaştırılması için çalışmalar devam edecek. VDMK ihracını ABD örneği ile karşılaştırmak iyi niyetli değil.

SADELEŞTİRME SÜRECİ BAŞLADI

Ülkemizde hem SPK'nın hem birliğimizin önemli çalışmaları var. Sermaye piyasalarına yönelik herkesin anlayacağı şekilde sadeleştirilmesi. Vergi politikalarında da sadeleştirmesi sürecine başladık. Kurumsal yatırımcı tabanının genişletilmesi, sorunların çözülmesi, sermaye piyasası araçlarının diğer araçlarla eşit muameleye tutulması gibi geniş birçok konu için çalışıyoruz. 

FİNTECH'LERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ

Yeni alternatif teknolojik ürünler, risk yönetiminde robotik uygulamalar bu süreçte takip ettiğimiz konular arasında yer alıyor. Finansal mimari, teknoloji herkes bir şey açıyor. Treni kaçırıp kaçırmadığımız alanlarda çok daha dikkatli bir altyapı oluşturmamız gerekiyor. Reel ekonominin temel dinamikleriyle büyüyen ekonomilerde destekleyici bir tablo ortaya koymak lazım. Kitle fonlaması ve Fintech'ler yakından takip ettiğimiz konulardan. 

EMLAK BANKASI'NDA SÜREÇ YIL SONUNDA ÇIKACAK

Eylülde önce komisyon sonra Meclis'te Kalkınma ve Yatırım Bankası olarak süreç başladı. Ekimde ise güçlü bir bilançoya sahip banka olması için bakanlığımız çok güçlü destek verdi. Türkiye Emlak Bankası yeniden yapılandırma sürecine başladı. Ülke genelinde Emlak Bankası ile ilgili süreç yıl sonuna ya da ilk komisyonda çıkacak.  

Zaman zaman çok sorunlar yaşadığı özellikle yurtdışına bağımlı olduğu sigortacılık sektöründeki teminat sorunlarına daha etkin bulunmak üzere Kamu Sermaye şirketini devreye alıyoruz. Bu da komisyondan geçti. Yıl sonu gelmeden Meclis'ten geçirip hayata geçireceğiz. 

KOBİLERİN ALACAKLARI İÇİN DÜZENLEME

Devlet Destekli Alacak Sigortası sisteminde KOBİ'ler için bir devre hayata geçiriyoruz. KOBİ'lerin alacaklarını temin edememesi durumunda, havuz tarafından temin edilecek bir sistem. Devreye alacağımız bir sistem olacak. 2019 başında bunu da devreye alacağız. Emin adımlarla ilerleyeceğiz. Türkiye güçlü adımlarla yola devam ediyor. Ekonomik anlamda güçlenerek devam ediyor. 

Merkez Bankası faiz kararını açıkladıKaynak: Merkez Bankası faiz kararını açıkladı
17.12.2018
haberler

Merkez Bankası (TCMB) yılın son Para Politikası (PPK) toplantısında faizi yüzde 24'te tuttu.

Merkez Bankası (TCMB) yılın son Para Politikası (PPK) toplantısında faizi yüzde 24'te tuttu. Bankadan yapılan açıklamada ihtiyaç halinde ilave sıkılaştırma yapılacağına vurgu yapıldı."Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı duruş sürecek" denildi.

DOLAR/TL 5.30 SEVİYESİNE İNDİ

Faiz kararının ardından Dolar/TL 5.3567'den 5.30 seviyesine indi.

BEKLENTİ ORTADAN KALKMIŞTI

Piyasalarda Kasım ayı enflasyon verileri ardından 13 Aralık'taki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı dahil "erken faiz indirimi" beklentisi fiyatlanmaya başlanmış ve bu fiyatlama küresel satış baskısıyla birleşerek birkaç işlem gününde TL'de ciddi bir değer kaybı yaratmıştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)  ve Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi’nin açıklamaları ardından ise bu beklenti fiyatlaması büyük ölçüde ortadan kalkmıştı.

EYLÜLDE FAİZ 625 BAZ PUAN ARTIRMIŞTI

Para Politikası Kurulu 25 Ekim'deki  toplantısı sonucunda faizleri yüzde 24 seviyesinde bırakmıştı. Merkez Bankası eylül ayında faizi beklentilerin üzerinde bir adımla yüzde 17.75'ten yüzde 24'e yükseltmişti.(Habertürk)

 

Ucuz kasko yaptırmanın püf noktaları
17.12.2018
haberler

Kasko, trafik sigortasının zararı karşılamaya yetmediği noktada imdada yetişiyor. Ama biraz pahalı. Trafikte tavan var ama fiyatlar değişiyor. Peki ucuz sigortanın yolu ne?

Kasko, trafik sigortasının zararı karşılamaya yetmediği noktada imdada yetişiyor. Ama biraz pahalı. Trafikte tavan var ama fiyatlar değişiyor. Peki ucuz sigortanın yolu ne?

Fiyatı nedeniyle ve zorunlu olmadığı için rağbet görmese de kaskonun önemi büyük. Zorunlu trafik sigortası adı üstünde zorunlu ve kaza halinde karşı tarafın hasarını karşılıyor. Aracınızda oluşacak herhangi bir hasarı ya da tedavinizi kesinlikle karşılamaz. İsteğe bağlı olan kasko ise hasarları, sizin veya teminata göre yanınızdaki yolcuların sağlığıyla ilgili oluşan tüm masrafları karşılar.

TEMİNATLAR STANDART

Trafik poliçesinde karşı tarafa vereceğiniz maddi zararın limiti araç başına 36 bin lira, kaza başına 72 bin lira. Lüks veya birden fazla araca çarpabilirsiniz. O yüzden kaskonuz olsun ve kasko yaptırırken ‘ihtiyari mali mesuliyet’ limitini 100 bin liranın üzerinde belirleyin. Trafik poliçesi yetersiz kalırsa eksiği kasko tamamlar. Ama her iki sigorta da ayrı bir maliyet. Ucuzu mümkün mü? Evet...

KASKO SİGORTASINDA DURUM FARKLI

Kasko sigortasında tavan fiyat yok. Fiyat teminata göre değişiyor. Muafiyetli bir kasko satın almak primleri düşüren bir durum. Ancak muafiyet indirimi, olası hasar esnasında oluşan maddi tutarın belirli bir kısmının araç sahibi tarafından karşılanması anlamına geliyor. Doğan Sigorta Brokerlik CEO’su Selcen Gür’ün verdiği bilgiye göre kasko şu durumlarda ucuza yaptırılabilir:

✘Belli başlı teminatlar (ihtiyari sorumluluk/ferdi kaza/tedavi gideri) düşük alınırsa,

✘Aracın yapılacağı servis sigorta şirketi tercihine bırakılırsa,

✘Olası bir hasarda kullanılacak ikame aracın süresi kısa tutulmuşsa,

✘Hasarsızlık indirimi varsa.

YARARLI BİLGİLER

✘Trafik sigortasında kaza yapmayan 7. basamaktaki sürücüler yüzde 45’e varan hasarsızlık indirimi alabiliyor.

✘Trafik sigortasında teminatlar sabit olduğu için farklı şirketlerden teklif alabilirsiniz.

✘Zarar gören ön camın standart bir camla, anlaşmalı servislerde değiştirilebileceği şartı kaskoyu ucuzlatan bir durumdur.

✘Kazadan sonra mağdur kişinin ailesi size dava açabilir. Çok yüksek tazminat ödememek için kaskoda yüksek manevi tazminat limiti belirleyin.

✘Kaskoda ‘sıfır araç klozu’ maddesi var. Bazı sigorta şirketleri bu kloz ile sıfır araç ilk yıl ‘pert’ olursa ‘anahtar teslim fiyatı’nı ödüyor. Sorgulayın!

✘İlle de ucuz olsun diye kaskodan terör saldırısı, sel ve su baskınları teminatlarını çıkarttırmayın.

BU MESLEKLERDE İNDİRİM VAR

Sigorta şirketleri öğretmenler, doktorlar, TSK personeli gibi bazı meslek gruplarına özel indirim yapıyor. Bazı sigorta şirketlerinin hazırladığı özel ürünler de var. Örneğin; ‘Kullandığın kadar öde’ veya ‘mini kasko’ gibi fakat bu ürünlerde de teminat bedelleri düşük. Yani alacağınız riske göre prim de düşüyor. Aracın model yılının büyük olması (10 yaş ve üstü) primi artıran bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

Kaskoda teknik zarar tehlikesi
11.12.2018
haberler

Yedek parça fiyatlarındaki %68’e varan artış ve sigorta şirketlerinin henüz ücret artırmaması kasko branşının 2018’i teknik zararla bitirme tehlikesine yol açtı.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB), 2018 yılı Eylül sonu Motorlu Taşıtlar Sigorta İstatistikleri’ni yayımladı. Sigorta şirketleri, bu yılın ilk 9 ayında trafik sigortasında 9 milyar 138 milyon lira, kaskoda ise 5 milyar 425 milyon lira prim üretti. 3. çeyrekte üretilen 36 milyar 446 milyon liralık primin %40’ına denk gelen bu iki branşın kârlılığı, sektör için çok önemli. En büyük gider kalemi olan tazminatlara bakıldığında trafikte 5 milyar 291 milyon, kaskoda 4 milyar 435 milyon liralık bir tutar karşımıza çıkıyor. 

Kaskoda üretilen toplam prim ile ödenen toplam tazminat arasındaki makas daralıyor. Önceki yıllarda aynı oranda artış gösteren tazminat ve prim değerleri, geçen bir yıl içinde bu düzenin dışına çıktı. Son 4 yılın istatistikleri göz önüne alındığında 2015’in ilk 9 ayında üretilen prim 2016’nın aynı dönemine gelindiğinde %13 artmış. Aynı zaman zarfı içinde ödenen tazminata baktığımızda da hemen hemen aynı oranı, %12’yi görüyoruz. 2016 ile 2017’nin üçüncü çeyreklerindeki prim üretimlerini kıyasladığımızda %9, tazminatları kıyasladığımızda %10’lik bir artış hesaplıyoruz. Görüldüğü gibi prim ile tazminatın artış oranları paralellik gösteriyor. Ancak 2018’in ve 2017’in üçüncü çeyreklerine baktığımızda bu durum değişiklik gösteriyor. Toplam prim %11 oranında artarken tazminatlar %29 arttı. Bugüne kadar paralellik gösteren oranlar son bir sene içinde sektörün aleyhine bozulmuş durumda. Üstelik üretilen primdeki artışın enflasyonun altında kalması, ödenen tazminatın ise enflasyonun üstünde olması dikkat çekici bir diğer nokta. Bu durum döviz kurundaki dalgalanmaya, sigorta şirketlerinin henüz kasko ürününde fiyat artırmamasına ve yedek parça maliyetlerindeki artışa bağlanıyor.  

YEDEK PARÇA FİYATLARINDA ENFLASYON %68 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı rapora göre, 2017 ile 2018’in eylül aylarındaki yedek parça fiyatlarına bakıldığında %68 oranında bir fiyat artışı göze çarpıyor. Şirketlerin hasar ödemeleri noktasında en büyük gider kalemlerinden biri olan yedek parça maliyetlerindeki artış eşdeğer parça uygulamasıyla bir nebze dengelenmiş gibi gözüküyor. Yine TÜİK’in rakamlarına bakıldığında trafik ve kasko dallarında son bir sene içerisinde %30 oranında fiyat artışına gidildiği ortaya çıkıyor. TÜİK raporunda ayrı bir kategori olarak yer alan ‘Araçlarının Tamirane ve Bakımına Ödenen Ücretler’de son iki yılın 9 aylık dönemlerini kıyasladığımızda %45’lik bir fiyat artışı ortaya çıkıyor.    

KASKODA PRİMİN %82’Sİ TAZMİNAT OLARAK ÖDENDİ

Bir başka hesaplamayla trafikte üretilen primin %57’si, kaskoda üretilen primin %82’si tazminat olarak ödendi. Kaskodaki %82’lik oran dikkat çekiyor. Önceki yıllarla kıyaslama yaparsak, yıllardır %70 seviyesinde gezinen oranın %82’ye yükseldiği gözüküyor. 

Bununla birlikte trafikte muallak tazminat 8 milyar 686 milyon lira, devreden muallak tazminat 7 milyar lirayken kaskoda muallak tazminat 1 milyar 757 milyon lira, devreden muallak tazminat 1 milyar 423 milyon lira olarak hesaplandı. 

TRAFİKTE ÖDENEN TAZMİNAT %19 ARTTI

Zorunlu trafik sigortasına geçen sene getirilen tavan ve havuz düzenlemeleri, etkisini artırarak göstermeye devam ediyor. Aylık düzenli zammın %1’den %1.5’e çıkarılması bir nebze zararı düşürse de üretilen primdeki artış %14 ile enflasyonun altında kaldı. Bununla birlikte şirketlerin tazminat ödediği dosya sayısı bu sene %13, ödenen tazminat %19 oranında arttı.

2018 SONU BEKLENTİLERİ

2016 yılında 18 milyon lira teknik kârın elde edildiği zorunlu trafik sigortası, tavan ve havuzun getirildiği 2017’yi 535 milyon lira zararla kapatmıştı. Kasko 2016’da 457 milyon lira teknik kâr getirirken 2017’de 290 milyon lira kâr getirmişti. 2018’de trafikte zararın artması, kaskodaki teknik kârın da azalması bekleniyor. 

OTO SİGORTALARDA HASAR MALİYETLERİ ARTIYOR

Sigorta Bilgi Merkezi (SBM) tarafından düzenli olarak yayımlanan Hasar Takip Merkezi istatistiklerine göre, eksper raporlarına yansıyan hasarlarda geçen seneye göre büyük bir artış dikkat çekti. Özellikle kasko branşında hasar büyüklüğü 3 bin liranın üzerine çıkan dosya sayısı geçen senenin ilk 10 ayında göre %26 arttı. Aynı hesaplamayı trafik branşı için yaptığımızda ise %37 gibi büyük bir artış oranı karşımıza çıktı. Yani sigorta şirketlerinin 3 bin liranın üzerinde hasarla karşılaştığı dosya sayılarında önemli bir artış var. 3 bin lira üzeri hasar dosyaları artarken toplam hasar dosya sayısında kayda değer bir değişiklik yaşanmadı. Bu da hasar maliyetlerinin arttığını gösteriyor.

2019 yılında trafik sigortasına ne kadar zam yapılacak
10.12.2018
haberler

Hazine ve Maliye Bakanlığı, sigorta şirketlerine bir yazı yollayarak, 2019’un ocak ayında, trafik sigortası fiyatlarında, fazladan bir artışa gidilmeyeceğini duyurdu.

Trafik sigortasına 2019’da zam yok. Hürriyet'ten Noyan Doğan'ın haberine göre Hazine ve Maliye Bakanlığı, sigorta şirketlerine bir yazı yollayarak, 2019’un ocak ayında, trafik sigortası fiyatlarında, fazladan bir artışa gidilmeyeceğini duyurdu. Bakanlık, aynı duyuruda, 2019’da trafik sigortasının teminat limitlerinde değişiklik olmayacağını da açıkladı. Böylece gelecek senenin başında trafik sigortasına zam bekleyen, özellikle de enflasyon ayarlaması talep eden sigortacıların umutları suya düşerken; ilk defa trafik sigortasının teminat limitlerinde de artışa gidilmemiş oldu.

FİYATI DEVLET BELİRLİYOR

Konunun detayına geçmeden önce hafızalarımızı tazeleyelim. 2017’nin nisan ayında yasal düzenleme yapılarak; devlet, zorunlu trafik sigortasının fiyatına müdahale etti ve azami fiyat (tavan fiyat) uygulamasına geçildi. Düzenleme kapsamında da il il, hem araç gruplarına hem de sürücülerin hasar geçmişine göre sigorta primlerini, Hazine ve Maliye Bakanlığı belirlemeye başladı. Müdahale ile birlikte o tarihte trafik sigortası fiyatları, yüzde 30’lar seviyesinde ucuzladı, hatta bazı araç gruplarında indirim oranı yüzde 40’lara kadar çıktı. Bir buçuk yıldan fazladır da tavan fiyat uygulaması devam ediyor ve devlet, trafik sigortasının fiyatlarını belirleyip, sigorta şirketlerine, ‘bu fiyatın üzerine satamazsın ama altına satabilirsin’ diyor.

2018’DE ENFLASYON ZAMMI

Hafıza tazelemeye devam edelim. 2017’nin nisan ayında serbest piyasadan çıkılıp, tavan fiyat uygulamasına geçilmesi ile sigortacıların, trafik sigortasından zarar etme ihtimaline karşı sigorta şirketlerine, azami primleri her ay yüzde 1 artırma hakkı da tanındı. Dört ay sonra, yani 2017’nin ağustos ayında; Hazine, aylık yüzde 1’lik zam oranını, yüzde 1.5’a çıkardı. Böylece sigortacılara, trafik fiyatlarını her ay yüzde 1.5 artırma hakkı verildi. Ancak bir taraftan aylık yüzde 1.5’luk artışlar yeterli gelmeyip, zam oranı da enflasyonun altında kalıp, sigorta şirketlerinin trafik sigortasındaki zararı artınca; Hazine, 2018’in ocak ayında enflasyon ayarlamasına giderek, bir kereye mahsus olmak üzere fiyata yüzde 5 daha zam yaptı. Aynı zamanda Hazine, azami prim tutarlarına uygulanan aylık yüzde 1.5 oranındaki artışları da 2018 yılında devam ettirdi.

BEKLENTİ FARKLIYDI

Sene sonu yaklaştıkça, bir süredir sigortacıların gözü kulağı Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan gelecek duyurudaydı. Beklenti; bu yılın başında olduğu gibi 2019’un ocak ayında da enflasyon ayarlamasına gidilip, yüzde 1.5’luk artışların dışında fazladan zam yapılması yönündeydi. Ama beklenen olmadı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2019 yılına ait azami primleri belirledi ve bunu da sigortacılara duyurdu.

Buna göre; gelecek yılbaşında, 2018’in aralık dönemindeki fiyatlara sadece yüzde 1.5 oranında artış uygulanacak. Daha açık bir anlatımla, trafik sigortasına aylık yüzde 1.5’luk yasal artışında dışında başka bir zam yapılmadı, enflasyon ayarlaması da olmadı. 

TEMİNATLAR DA ARTMADI

- HAZİNE ve Maliye Bakanlığı, 2019’da trafik sigortasında, sigorta şirketlerinin talep ettiği artışı vermedi ama sigortanın teminat limitlerini de artırmadı. Gelecek yılın ilk 6 ayında trafik sigortasının maddi ve bedeni teminat limitleri 2018 yılında olduğu gibi devam edecek. Buna göre; 2019’da tüm araç gruplarında araç başına maddi teminat tutarı 36 bin lira, kaza başına da 72 bin lira olacak. Bedeni tazminat denilen sakatlık ve vefat tazminatı ise tüm araçlar için kişi başına 360 bin lira, kaza başına da 1.8 milyon lira.  

TRAFİKTE ZARAR 75 MİLYON TL

- Sigortacılar bu yılın ocak-eylül döneminde trafik sigortasından 75 milyon liranın üzerinde zarar etti. Sigorta şirketleri bu yılın 9 aylık döneminde 13 milyon 556 bin adete yakın trafik sigortası sattı, karşılığında 9.1 milyar lira prim topladı. Ancak aynı dönemde 13.9 milyar TL’de hasar oluştu. Hasarın 8.6 milyar TL’si kazalarda ölenlerin yakınlarına ödenen vefat tazminatı ve sakatlık tazminatlarından oluştu. Toplam trafik sigortası hasarının 5 milyar lirası da kazalar nedeniyle ödenen maddi hasarlardan oluştu. Bu yılın 9 aylık döneminde sigortacıların trafik sigortasından topladıkları prim, hasarları karşılamaya yetmeyince 75 milyon liranın üzerinde zarar oluştu. Bu zararın sene sonuna kadar 100 milyon lirayı bulacağın tahmin ediliyor.

Beşiktaş taraftarlarına özel sigorta
6.12.2018
haberler

Siyah beyazlıların sigorta platformu Beşiktaş Sigortayeri ve Gulf Sigorta güçlerini birleştiriyor ve Beşiktaş taraftarlarına özel hazırladıkları Kartal Yuvam Konut Sigortası ürününü piyasaya sunuyor

Siyah beyazlıların sigorta platformu Beşiktaş Sigortayeri ve Gulf Sigorta güçlerini birleştiriyor ve Beşiktaş taraftarlarına özel hazırladıkları Kartal Yuvam Konut Sigortası ürününü piyasaya sunuyor. 2 Aralık Pazar günü düzenlenen imza protokolüyle hayata geçirilen iş birliği kapsamında sunulan Beşiktaş taraftarları için özel avantajlar içeren konut sigortası ürünü, taraftara güvence ve iyi hizmet sözü veriyor. Beşiktaş taraftarları da satın aldıkları her bir konut poliçesi ile hem yuvalarını teminat altına alıyor hem de kulüplerine destek sağlıyor. Kartal Yuvam Konut Sigortası, Beşiktaş Sigortayeri ve tüm Gulf Sigorta kanalları aracılığıyla satışa sunuluyor.

Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, Beşiktaş taraftarının ihtiyaç duyduğu tüm sigorta ürünlerine Beşiktaş Sigortayeri'nin sunduğu avantajlarla sahip olurken, diğer yandan da kulüplerine destek sağladığını belirtti. Gulf Sigorta’nın siyah beyazlılara özel yeni ürünü“Kartal Yuvam Konut Sigortası” ile hem Beşiktaşlının hem Beşiktaş’ın kazanacak olmasından büyük mutluluk duyduğunu ve 1903 No’lu Kartal Yuvam Konut poliçesini satın alarak ilk desteği kendisinin verdiğini sözlerine ekledi.

Sigortayeri Genel Müdürü Cüneyt Tanrıverdi, Sigortayeri ile Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün güçlerini birleştirerek kurdukları Beşiktaş Sigortayeri ile siyah beyazlı taraftarlara, hayatlarını kolaylaştıran ürünler sunduklarını belirtti. Gulf Sigorta ile yapılan iş birliği sayesinde ise taraftarların Kartal Yuvam Konut Sigortası aldığında, kendileriyle birlikte takımlarının da kazanacağını sözlerine ekledi.

Konuyla ilgili bilgi veren Gulf Sigorta Genel Müdürü Süleyman Sağıroğlu “Her efsanenin bir yuvası, her yuvanın bir kartalı vardır” sloganından yola çıkarak Beşiktaş kulübüne gönül veren milyonlarca taraftara özel teminatlar içeren ve aynı zamanda kulübe destek yaratan Kartal Yuvam Konut Sigortası ürününü sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Yenilikçi ürünler ile sigorta sektörüne ve tüketicilere desteklerimiz devam edecek” dedi.

2019 Yılı trafik cezaları ve motorlu taşıtlar vergisi artış oranı belli oldu
3.12.2018
haberler

2019 yılında pasaport, ehliyet harçları ve trafik cezaları, Motorlu Taşıtlar vergisi oranı yüzde 23.73 artacak.

2019 yılında vergi, harç ve cezalardaki yeniden değerleme oranı yüzde 23,73 oldu. 2019 yılında pasaport, ehliyet harçları ve trafik cezaları, Motorlu Taşıtlar vergisi oranı yüzde 23.73 artacak.

Hazine ve Maliye Bakanlığının (Gelir İdaresi Başkanlığı), Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Tebliğde, Vergi Usul Kanunu'nun ilgili maddesinde, yeniden değerleme oranının, yeniden değerleme yapılacak yılın ekim ayında (ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi'nde meydana gelen ortalama fiyat artış oranı olduğu belirtilen tebliğde, bu oranın Bakanlıkça Resmi Gazete ile ilan edileceği hükmünün yer aldığı ifade edildi.

Bu kapsamda, yeniden değerleme oranının 2018 için yüzde 23,73 olarak tespit edildiği aktarılan tebliğde, söz konusu oranın 2018 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacağı kaydedildi.

Öte yandan, bu konuda daha önce yayımlanan tebliğlerin yürürlükte kalacağı da aktarıldı.(Hürriyet)

HDI Sigorta'dan sahte hasar hesaplarını tespit edecek önemli işbirliği
3.12.2018
haberler

HDI Sigorta sigortacılık alanındaki sahte hasar uygulamaları tespit etmek için kullanıcıların hem içteki hem dıştaki büyük veri kümelerini hızlı analiz için tek bir veri deposu bağlamalarına olanak sunan DataWalk programı ile iş birliği gerçekleştirdi.

HDI Sigorta, yeni nesil analitik platformu DataWalk ile bir sözleşmeye imza attı. Yeni teknolojik çözüm, sigortacılık alanındaki sahte hasar hesaplarını daha etkili bir şekilde tespit etmeye yardımcı olacak.

HDI Sigorta sigortacılık alanındaki sahte hasar uygulamaları tespit etmek için kullanıcıların hem içteki hem dıştaki büyük veri kümelerini hızlı analiz için tek bir veri deposu bağlamalarına olanak sunan DataWalk programı ile iş birliği gerçekleştirdi.

Gerçekleştirdikleri iş birliklerini dünyanın birçok yerinde uygulamak istediklerini ileten Pilab SA CEO’su Pawel Wieczynski, “HDI Sigorta ile sözleşme imzalanması, analitik projelerimizi dünyanın her yanındaki finans kurumlarında uygulamaya hazır olduğumuzu gösteriyor” dedi.

DataWalk ile gerçekleştirilen iş birliğinden dolayı memnuniyetini paylaşan HDI Sigorta Yönetim Bilgi Sistemleri Grup Müdürü Emrah Çalık; “DataWalk programının yaklaşımı sayesinde, sahte hasar suç şebekelerinin tespiti son derece etkili ve güvenilir bir şekilde yapılabilecek. Projenin pilot uygulama aşamasında, DataWalk programının teknolojisinin gizli ilişkileri tonlarca veri içinden bir iki günde tespit etmemizi sağladığını gözlemledik. Tam da ihtiyacımız olan buydu” dedi.

AXA, sigorta sektörünün kadın girişimcileriyle buluştu
28.11.2018
haberler

AXA, kadın girişimcilerin işlerine ve hayatlarına değer katmak, kadınların sigorta sektöründe daha çok yer almalarını sağlamak amacıyla Türkiye’nin dört bir yanındaki kadın acenteler ile bir araya geliyor.

AXA Sigorta, AXA’nın global çapta iş hayatındaki kadın girişimcileri desteklemek amacıyla uzun yıllardır sürdürdüğü çalışmalara paralel olarak geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği Kadın Girişimci Sigortası ardından bu yıl da kadın acentelerle bir araya gelmeye başladı. Antalya’da yapılan ilk toplantıyı sektörün kadın girişimci acenteleriyle gerçekleştiren AXA Sigorta, toplantıda sigorta sektörünün bu gününü ve geleceğini değerlendirdi, kadınların ihtiyaç ve beklentilerine dair sektör profesyonellerinin görüşlerini dinledi.

Toplantıda konuşan AXASatış ve Pazarlama Başkanı ve İcra Kurulu Üyesi Firuzan İşcan; ‘’AXA Sigorta olarak sektörümüze kadın girişimcileri destekleme misyonumuzla da öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Kadınlarımızın ihtiyaçlarını anlamamız için farklı kapıları çalmamıza gerek yok. Sektörümüzün kadın girişimcileri bize hem sektörün hem de kadınların iş hayatına katılımlarının desteklenmesi için en doğru bilgileri ve önerileri veriyorlar” dedi. İşcan, toplantının amacını kadının sigorta sektöründeki konumunu geliştirmek, kadın acentelerin ve acentelerin çalıştığı diğer kadın girişimcilerin beklentilerini anlamak ve bu doğrultuda AXA Sigorta olarak bu beklentilere cevap verecek aksiyon planları çıkarmak amacıyla tasarlanmış araştırma toplantıları olarak ifade etti ve toplantılara hızla devam ederek her bölgeyi dinleyeceklerinin altını çizdi.

 

AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölkenise “Sigorta 4.0 stratejimizin önemli ayaklarından biri olan Acente 4.0 çalışmalarımızın bir parçası olarak yaklaşık 6 aydır il toplantıları gerçekleştiriyoruz. Sahayı dinleyince daha etkili veriler elde ediyoruz. Sektörün büyümeye, kadın girişimcilerin ise desteklenmeye ihtiyacı var. Kadın acentelerimizin deneyimlerini yeni jenerasyona aktarmalı, başarılarını onlarla paylaşmalı ve kadın acentelerin farklı olduğu alanları daha da destekleyerek ekonomimize katkıda bulunmalıyız. Kadın acentelerimizden aldığımız geri bildirimlerle de tüm kadınların ihtiyaçlarına ve beklentilerine uygun çözümler sunmalı ve onların ekonomiye katılımı için doğru noktalarda desteklerimizi sürdürmeliyiz.” dedi.

 

AXA Sigorta Bireysel Teknik Başkanı ve İcra Kurulu Üyesi olarak Sanem Çingay ise kadınların ekonomiye katkısı ile ilgili araştırma sonuçlarını paylaşarak, kadın girişimcileri desteklemenin aynı zamanda sektörel açıdan da önemli olduğunun altını çizdi. Çingay, “Antalya’da başlayan ve birçok farklı şehirde bir araya gelmeye devam edeceğimiz, sektörün her bölgedeki kadın girişimcilerini dinleyeceğimiz bu buluşmalarla; kadınları ve sektörü daha ileriye götürecek aksiyonları hep beraber ortaya koyup AXA Sigorta olarak üzerimize düşen görevleri, kadınlarımızı desteklemenin de gururu ile, memnuniyet içinde yerine getireceğiz” dedi ve çalışmalarının tüm sektöre de örnek olmasını ümit ettiklerini belirtti.

İşsizlik Sigortası Fonu gelir oranı yükseltildi
27.11.2018
haberler

İşsizlik Sigortası Fonu bir önceki yıl prim gelirlerinin oranı, 2019 ve 2020 yılları için yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkarıldı.

İşsizlik Sigortası Fonu bir önceki yıl prim gelirlerinin oranı, 2019 ve 2020 yılları için yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkarıldı.

İşsizlik Sigortası Fonu Gelirlerinin 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 48’inci Maddesinin 7’inci Fıkrasında Belirtilen Amaçlar İçin Kullanılacak Oranının Artırılmasına İlişkin Karar, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile yer alan karara göre  4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 48’inci maddesinin 7’inci fıkrası ile yüzde 30 olarak belirlenen İşsizlik Sigortası Fonu bir önceki yıl prim gelirlerinin oranı, 2019 ve 2020 yılları için yüzde 50’ye çıkarıldı.

Belirtilen gelirin, iş gücünün istihdam edilebilirliğini artırmak, çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik riskini azaltmak ve teknolojik gelişmeler nedeniyle işsiz kalması beklenenlerin başka alanlara yönlendirilmesini sağlamak, istihdam artırıcı ve koruyucu önlemler almak ve uygulamak, işe yerleştirme ve danışmanlık hizmetlerini temin etmek, iş gücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapmak ve Fondan ödenmek üzere vize edilmiş sözleşmeli 
personel pozisyonlarında çalışanlar ile bunlarla ilgili mevzuatına göre kurum kadrolarına atanan ve kurumda çalışmaya devam eden personelin mali ve sosyal haklarına ilişkin ödemeleri gerçekleştirmek amacıyla kullanılması öngörülüyor.

Bugün itibariyle yürürlüğe giren kararın hükümlerini, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı yürütecek.

HDI Sigorta Hatay’ın Melekleri’ne sponsor oldu
27.11.2018
haberler

HDI Sigorta, Türkiye’nin kadın basketbolunda önce gelen kulüplerinden Hatay Büyükşehir Belediyespor Kadın Basketbol Takımı ile sponsorluk anlaşması imzaladı.

HDI Sigorta, Türkiye’nin kadın basketbolunda önce gelen kulüplerinden Hatay Büyükşehir Belediyespor Kadın Basketbol Takımı ile sponsorluk anlaşması imzaladı.

Kurulduğu günden bugüne çeşitli spor dalları ve birçok farklı ligde mücadele eden takımlara verdiği sponsorluk desteği ile Türkiye spor dünyasına katkı sağlayan HDI Sigorta, 25 Kasım Pazar günü saat 13.00’da HBB Spor Kompleksi ve Yaşam Merkezi’nde Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, HBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Maden, HDI Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu ile yönetim kurulu üyeleri katıldığı bir lansman toplantısı gerçekleştirdi.

Sponsorluk anlaşmasına yönelik duygu ve düşüncelerini paylaşan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, “Bugün her zaman gururlandığımız kadın basketbol takımımız adına önemli bir gün. HDI Sigorta ile nice başarılar kazanmayı hedefliyoruz. Şu an Avrupa’da en çok konuşulan takım olarak dikkat çekiyoruz. Ailemize yeni katılan HDI Sigortanın hem bizlere emeği geçecek hem de kalpleri maçlarda bizlerle birlikte atacak. Taraftar ve destekçi sayımız gün geçtikçe arttırıyoruz ve bu da bizi onurlandırıyor. Desteğiniz için teşekkür ediyor hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

HDI Sigorta’nın Türkiye’de birçok spor branşına destek verdiğine dikkat çeken HDI Sigorta Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu, “HDI Sigorta olarak bugüne kadar çeşitli branşlarda yer alan kulüplere sayısız destek verdik. Elimizden geldiğince Türk sporunun yanında olmaya devam etmeyi hedefliyoruz. Hatay Büyükşehir Belediyespor Kadın Basketbol Takımı ile gerçekleştireceğimiz forma sponsorluğu için heyecan duyuyoruz. Son yıllarda büyük başarıların altına imza atan Hatay’ın Melekleri’nin yanında olmak bizleri ayrıca gururlandırıyor. Bu anlaşmanın her iki taraf için de hayırlı olmasını diliyorum” dedi. 

Allianz Sağlık Sigortalıları 1 Milyon Kişiyi Aştı
26.9.2018
haberler

Türkiye’nin lider sigorta şirketi Allianz Türkiye, sağlık sigortasında 1 milyon müşteriye ulaştı. Sadece sağlık harcamalarını finanse eden bir kurum olmanın ötesinde müşterilerinin hayatlarının her evresinde yanında olma misyonuyla hareket eden Allianz Türkiye, sağlık branşı müşteri memnuniyetinde yüzde 38,32’lik payla da pazar liderliğini bırakmadı.

Her sigortalımız bizim için ilk sigortalımız kadar özel’ mottosuyla pazarlama kampanyası yürüten Allianz Türkiye, sağlık sigortasında 1 milyon kişiyi aştı. Allianz Türkiye CEO’su Aylin Somersan Coqui, “Sağlık sigortacılığında müşteri deneyimini zirveye taşıyoruz. Ağustos sonu verilerine göre Türkiye’deki toplam sağlık sigortalı sayısı 3 milyon 969 bin 774. Allianz Türkiye 581 bin 940 bireysel sigortalı, 422 bin 931 grup sigortalısı olmak üzere toplam 1 milyon 4 bin 871 rakamına ulaştı. Yüzde 30,8 pazar payıyla müşteri memnuniyetinde de yüzde 38,32’lik orana sahip olmamızın altında liderlikle yetinmeyen, her gün hizmet kalitemizi artırma stratejimiz yatıyor” dedi. Müşterilerine 4 binin üzerinde anlaşmalı sağlık kurumu üzerinden hizmet veren Allianz Türkiye, özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortası süreçlerini ise ürünleri kapsamında gruplandırdığı 6 çeşit anlaşmalı sağlık kurumu ağı üzerinden yönetiyor.

 

Allianz Türkiye olarak sadece sağlık harcamalarını finanse eden bir kurum olmanın ötesine geçerek müşterilerinin hayatlarının her evresinde yanında olma misyonuyla hareket ettiklerini dile getiren Somersan Coqui, “Özellikle, yaşlandıkça artan bakım ihtiyacı ve sağlık giderleri dikkate alındığında, Allianz Türkiye olarak bir sağlık sorunu ile karşılaşmayı beklemeden bireylere önlem almalarını özellikle hatırlatıyoruz. Müşterilerimize önleyici çözümlerle ve geniş ürün yelpazesiyle destek olmayı önemsiyoruz. Bu doğrultuda, Birleşmiş Milletler’in 17 sürdürülebilir kalkınma hedefinden biri olan ‘sağlıklı bireyler’ başlığına doğrudan katkı sağlamak üzere ‘Sağlık Destek Programı’nı yürütüyoruz” dedi.

 

Müşteri ihtiyacına özel çözüm sunuyor

Sağlık Destek Programı kapsamında diyabet tanısı bulunan ve ek prim ödeyen müşterileri için başlatılan Diyabet Destek Projesi’nin yanı sıra Meme Kanseri Bilgilendirme ve Mamografi Hatırlatma Projesi’ni hayata geçirdiklerini belirten Somersan Coqui, “70 yaş ve üzeri sigortalılarımızın ev kazalarına karşı korunabilmesi amacıyla evlerinde ücretsiz risk değerlendirmesi hizmeti sağladığımız ‘Evimde Güvendeyim’ uygulaması da program kapsamındaki hizmetlerden biri. Önümüzdeki dönemde, hipertansiyon ve akciğer hastalıkları gibi diğer kronik hastalıklara destek olmak için de planlama yapıyoruz. Müşterilerimize ayrıca Allianz’ım mobil uygulaması, Dr. Allianz, Evimde Güvendeyim, Kronik Hastalık Yönetimi, Eve Hemşire Ziyareti, Online Yurtdışı Seyahat Sağlık uygulamalarımızla hizmet veriyoruz. Sağlık sigortasında, müşterilerimizin ihtiyaç, bütçe ve beklentileri doğrultusunda ve kişiye özel bir paket oluşturmaları için dijital çağa uygun hizmet standartları sağlamak üzere çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.

 

Sağlık branşında Türkiye’nin en büyük ailesi olan Allianz Türkiye, 1 milyon müşteriye ulaşması nedeniyle hazırladığı videolarla sağlık müşterilerinin hikayelerini anlatıyor. İlk olarak Dr. Işık Akgöl’ün hikayesini filme alan Allianz, hazırlanan videoları Allianz Türkiye, internet sitesi, sosyal medya hesapları ile YouTube kanalı üzerinden de paylaşmaya başladı.

HDI Sigorta, Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nde mücadele eden Hatay Büyükşehir Belediyespor takımının forma sponsoru oldu.
26.11.2018
haberler

Hatay Büyükşehir Belediyesi Spor Kompleksi ve Yaşam Merkezi'nde gerçekleşen törene Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, Hatay Büyükşehir Belediyespor Kulübü Başkanı Mehmet Maden, HDI Sigorta Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu ile yönetim kurulu üyeleri katıldı.

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Savaş yaptığı konuşmada, bu yıl Türkiye Kupası'nı almak istediklerini belirtti.

Hatay'da spora destek konusunda çok kapsamlı çalışmalar gerçekleştirdiklerini vurgulayan Savaş, "Ailemize yeni katılan HDI Sigorta'nın hem bizlere emeği geçecek hem de kalpleri maçlarda bizlerle birlikte atacak. Biz HDI Sigorta'nın ana sponsorumuz olmasını istiyoruz. Amacımız hem marka değerimizi yükseltmek hem de sporcularımıza maksimum destek sağlamak." ifadelerini kullandı.

HDI Sigorta Genel Müdürü Hancıoğlu ise son yıllarda tüm dikkatleri üzerine çeken Avrupa'da ve Türkiye'de oldukça başarılı sonuçlar alan bir kadın basketbol takımının yanında olmanın kendileri için gurur verici olduğunu kaydetti.

Hancıoğlu, Türk sporuna ve sporcusuna önemli destekler verdiklerini de vurguladı.

Kilim fiyatına 'Trafik Doğal Afet Sigortası'
23.11.2018
haberler

Aksigorta başlattığı Tamamlayıcı Trafik Sigortası ile kasko yerine çok daha ucuz olan trafik sigortası olan araçlara çarpma, çarpışma, doğal afet ve tamamlayıcı sorumluluk paketi sunmaya başladı. Trafik doğal afet sigortası dolu yağışı beklentisi sırasında araç sahiplerinin otomobillerine korumak için üstüne örttükleri kilim fiyatı kadar yani 126 lira. Paketler 347 ile 688 lira arasında değişiyor. Rahim Ak'ın haberi

Tamamlayıcı Trafik Sigortasını şimdiye kadar iyi sürücü olduğu ve kurallara uyduğu için kaza yapma olasılığını az bulan ve bu nedenle kasko sigortası yaptırmayan 15 kişiye sigorta yaptırdı. Bir yıl içinde 1 milyon kişiye ulaşması beklenen ve kasko sigortasının yerine daha ucuz ve daha efektif kullanılması planlanan yeni sigortalılar trafik sigortasına ek çarpma, çarpılma, doğal afet ve sorumluluk paketlerini kapsayan sigorta sahibi oluyor. Bu kişiler mevcut sigortalılar içinden değil ez az 1 yıl kasko sigortası yaptırmayanlardan oluşuyor. Böylece sigorta havuzu içinden değil tamamen sigorta yaptırmayan kesimin sistem içine alınması sonucunu doğuruyor. 

7 MİLYON SİGORTASIZA YÖNELDİK

Şirketlerin bir bölümünün sektörü veya diğer şirketleri takip ederek ürün çıkardığını anlatan Ak Sigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, "Biz o tarafa bakmayalı çok oldu. Biz bize para kazandıran müşteri ve acentelere iş yapıyoruz. Tabii ki bu kolay değil ancak bu anlayışımızın ilk ürünü Tamamlayıcı Trafik Sigortası. Bunu yaparken mevcut 5 milyon kasko müşterisine değil kasko yaptırmayan 7 milyon kişiye yöneldik" dedi. Şirket yeni anlayışını 'Her şey şimdi bir başka, Ak Sigorta bambaşka' sloganı ile tanıtıyor.  

300 BİN KİŞİ DAHA VAZGEÇECEK

Ağustos ayında 50 bin aracın kasko sigortası yaptırmaktan vazgeçtiğini 1 yıl içinde kasko yaptırmaktan vazgeçen araç sahibi sayısının ise geçen yılki 600 bin civarından bu yıl 900 bina çıkmasını bekledikleri bilgisini aktaran Ak Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Tolga Tezbaşaran, enflasyonun artması ile meydana gelen bu durum nedeniyle 2019'da kasko sigortası sahibi araç sayısının ya hiç artmayacağını veya azalacağını belirtti. Tamamlayıcı Trafik Sigortası'nı çıkarırken yaptıkları araştırmada sigorta şirketlerinin müşterileri için iyi olarak gördükleri ürünlerin müşterilerin gözünde ya iyi görünmediğini veya anlaşılmadığını gördüklerini anlatan Tezbaşaran, "Belirli bir kesim kasko yaptırmıyor çünkü bunlar kendilerini iyi sürücü olarak görüyor. Kurallara uygun davrandıkları için trafik sigortasının kendileri için yeterli olduğunu düşünüyor. Bizim hedefimiz bu kitleydi" dedi. Tezbaşaran enflasyondaki artış nedeniyle artan fiyatlarla araç sahiplerinin daha uygun sigortaya yöneldiğini bu nedenle tamamlayıcı trafik sigortasını sundukları için bu hizmeti satmak isteyen acentelerin kendilerine başvurduklarını dile getirdi. 

126 LİRAYA DOĞAL AFET SİGORTASI

Ürünün 12 ayrı fiyatla satıldığını fiyatın 347 ile 688 lira arasında değiştiğini anlatan Tezbaşaran, "Sadece trafik doğal afetler tamamlayıcı sigortası 126 lira. Yani sürücülerin doludan korunmak için araçlarının üstünde örttükleri kilim fiyatına. Kimi illerde trafik sigortasının altına kadar iniyor. Şimdilik 100 liranın altında değeri olan araçlar için geçerli olan sigortada fiyatlar ve araç değerleri 2019'da bir miktar güncellenecek.

Zorunlu İnşaat Tamamlama Sigortasına Sektör Ne Kadar Hazır
22.11.2018
haberler

Sompo Japan Sigorta Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Özer Şimşek, mecliste görüşmeleri süren zorunlu inşaat tamamlama sigortası kapsamında değerlendirmelerde bulundu.

Sompo Japan Sigorta Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Özer Şimşek, mecliste görüşmeleri süren zorunlu inşaat tamamlama sigortası kapsamında değerlendirmelerde bulundu.

“Geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın meclis gündemine getirdiği yasa tasarısında inşaat sektöründe müteahhitlerin çalışma esaslarına ilişkin düzenlemeler kritik öneme sahiptir. Zira müteahhitlik sektörünün mali, teknik ve deneyimsel yeterlilik klasmanlarının belirlenerek üstlenecekleri yükümlülüklere sınır getirme yaklaşımı son derece yerindedir. Kanun taslağının bir bölümünde gündeme getirilen inşaat tamamlama sigortası 16.03.2015 tarihinde ilgili genel şartlar yayınlanarak yürürlüğe girmiş ancak ne potansiyel sigortalı ne de sigortacı tarafından talep ve arz olmadığından sistem çalışmamıştır.

Sadece Türkiye’de değil dünyada da inşaat sektörü ekonomik büyümenin motoru ve destekleyicisi olarak algılanmaktadır. Çünkü inşaat sektöründeki hareketlilik, binlerce yan sektörü de beraberinde büyütmektedir. Öte yandan, ülke ekonomilerinde yaşanan en hafif resesyonda durgunluktan ilk etkilenen sektörler hizmet ve inşaat sektörleri olmaktadır. Bu denli büyük yatırımların olduğu inşaat sektörü ve bu sektörün ana aktörü olan müteahhitlerin mali yeterlilikleri kritik öneme sahiptir. Zira inşaat finansmanında nasıl olsa bu sürede inşaat bitene kadar satarım’ yaklaşımı ve bilhassa kentsel dönüşüm projelerinde yüzde 20-80 gibi yüksek arsa rantları ile taahhüde girilen projelerde dairelerin satılmaması, döviz kurlarındaki yukarı yönlü hareket ve bunun getirdiği aşırı maliyet artışı ve sonrasında ülke genelinde ortaya çıkan gayrimenkul fiyatlarındaki düşüş çok sayıda müteahhitin iflası ya da işi bırakması gibi ağır sonuçlar doğurmuştur. Bugün, sadece Kadıköy ilçesinde 1000’e yakın inşaatın bahsedilen nedenlerle durduğu belirtilmektedir. Elbette burada inşaat aşamasında maketten ya da kentsel dönüşüm dolayısıyla mevcut evini yeniden yaptırmak üzere müteahhite veren binlerce insanın mağduriyeti söz konusudur.

Girişte sözünü ettiğimiz ilgili kanun teklifi kapsamında önerilen düzenleme, ilk bakışta soruna çözüm getirecek gibi görünse de özünde tarafları yeterince dinlemeden ve ortak aklı devreye alarak yaratılan bir çözüm olmadığı için maalesef beklenen etkiyi yaratmayacaktır.

Bugün Türk müteahhitlik sektörü bankalar tarafından sağlanan tüm krediler içerisinde yüzde 10 gibi önemli bir paya sahipken, verilen kredilere karşılık alınan teminatlar gözetildiğinde, Sigorta Şirketlerinin uzmanı olmadıkları bir alanda önce müteahhitin mali yeterliliğini önce ölçme, ardından denetleme görevini üstlenerek arkasında hiçbir teminat güvence olmaksızın bu denli ağır sorumlulukların altına sokulması ne derece anlamlıdır? Öte yandan sigorta sektörünün bu önemli ve ağır görevi yerine getirebilecek mali ve know-how kapasitesi var mıdır? Bu sorular henüz yanıt bulmadan sigortanın zorunlu hale getirilmesi, sistemin kitlenmesi dahil kaotik istenmeyen bazı sonuçları beraberinde getirecektir. Bugün Türkiye’de faaliyet gösteren ve kredi sigorta teminatı veren üç global oyuncunun son üç yıllık bilanço rakamlarına bakıldığında zarar söz konusudur. Başka bir ifadeyle yabancı yatırımcının bu alanı bir fırsat olarak görmesi söz konusu dahi değildir.

Dolayısıyla devletin zorunlu deprem sigortası ya da tarım sigortasındaki deneyimlerini ortaya koyarak bir havuz oluşturması ve bu havuzu sektör bu alanda belli bir deneyim kazanana kadar bizzat kendisinin teminat verip yönetmesi en doğru seçenek olacaktır.

Öte yandan bu konudaki mekanizmaların kurulması sürecinde Türkiye Sigorta Birliği, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Müteahhitler Birliği ve Hazine Müsteşarlığı ile ortaklaşa yürütülecek çalışmaların sonuçları üzerinden bir mutabakat sağlanmasının hedeflenmesi ve bu çerçevede konuyla ilgili tüm paydaşların görüş ve katkılarının dikkate alınması diğer bir rasyonel adım olacaktır.”

 

 

Siber Güvenlik ve Siber Sigorta Sektörleri Paralel Büyüyor
21.11.2018
haberler

Peki siber saldırıların zararlarına karşı sigorta olur mu? Sorunun yanıtı evet. Tüm dünyada ve Türkiye’de İnternet servis sağlayıcıları ve büyük şirketlerin siber güvenliğini sağlayan Arbor Networks’ün Economist iş birliği ile yaptığı araştırmaya göre, “siber saldırıların zararlarına karşı sigorta ürünlerine olan talep dünyada hızla artıyor”… Araştırma sonuçları, İnternet servis sağlayıcılarının (ISP) şimdilik yüzde 6’sının bu alanda bir sigorta şirketi ile anlaşması olduğunu ortaya koydu. Rakam henüz düşük gibi görünse de önceki yıl yalnızca yüzde 2 idi. Yani “siber sigorta”ya ilgi giderek büyüyor… Her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğu bir dünyada güvenliğin işletmeler için önemi yadsınmaz bir gerçek...

 

Arbor Networks Müşteri İlişkileri Yöneticisi Melih Artar, “Sigortanın temelleri oldukça basittir: Olayların nüfusa oranla istatistiksel olma olasılığını toplama, her bir olayın ödeme maliyeti ile çarpma, kâr marjına ekleme ve "maliyeti" nüfus üzerine yayma. Bu, olayın sizin başınıza gelmesi durumunda güvende olacağınız ve eğer herhangi bir olay gerçekleşmezse sizin için önemsiz bir maliyet olduğu anlamına gelmektedir.” diyor… Sigorta şirketlerinin güvenlik alanında yaşadığı zorluğu, gerçekleşmesi muhtemel olaylara yönelik tahmini modeller oluşturmak için tarihsel verilerin bulunmaması olarak yorumlayan Artar, “Yeterli veri olmadan, her bir olay için maliyeti ve hasarı doğru bir şekilde tahmin edemiyorlar ve bu da risk faktörünün sert bir şekilde yükselmesine neden oluyor. Bu artan risk, sigorta şirketlerinin riski karşılamak için kâr oranlarını artırmalarına yol açıyor. Ancak, siber sigorta poliçelerinin sayısı arttıkça, tarihsel veri de artıyor. Daha fazla sigortacı kendi tarihsel verisini ve tahmini veri setlerini oluşturdukça ve poliçelerini yönlendiren faktörleri yayınladıkça, BT güvenliğinin işletme maliyetlerini ve risklerini daha fazla anlayabileceğiz ve daha fazla şeffaflık elde edeceğiz.” şeklinde konuşuyor.

Bu maliyetler ve risklerin yeterince belirlendiğinde, doğal harcama periyodlarının, neye yatırım yapılması ve neyin göz ardı edilmesi gerektiğini belirlenebileceğini söyleyen Artar, “15 yıl önce CIO'ların en büyük zorluğu, CIO'ların bugün yaşadığı ‘şirketin sahip olduğu teknolojiyi işler ile uyumlu hale getirme’ konusunda yaşadığı zorlukla aynıydı” diyor. Günümüzün popüler siber saldırı türü “DDoS”u örnek gösteren Artar, şöyle konuştu: “Maliyetler, riskler ve olay başına hasar konusunda daha fazla bilgiye sahip oldukça, güvenlik harcaması konusunda daha iyi değerlendirme yapabiliyoruz. Anti-DDoS çözümünün amacı, sadece ağı korumak değil aynı zamanda saldırganları zorlayarak, başarılı bir saldırı gerçekleştirme maliyetini olabildiğince yüksek hale getirmektir. Her şirketin sistemini yeterince korumadığı bir dünyada, saldırganlar koruma altında olanları hızla belirleyebilmektedirler. Bu caydırıcılığın değerini ölçmek oldukça zor. Çünkü bu şu anlama geliyor: Belirli bir grup kurbanın karşılaştığı saldırı sayısı azalırken diğer kurbanların karşılaştığı saldırı sayısı az da olsa artıyor…”

Sonuç olarak saldırılar her geçen yıl birkaç misline katlayacak bir hız ve hacimle büyürken, güvenlik önlemleri de büyüyor. Tüm bunlarla birlikte büyüyen bir sektör daha var: Siber sigortacılık…

AVM otoparkındaki kazanın hasarını sigorta şirketi ödeyecek mi
20.11.2018
haberler

İzmir'de bir alışveriş merkezinin otoparkında meydana gelen hasarlı trafik kazasında, sigorta şirketinin olayın kara yolunda meydana gelmediğini gerekçe göstererek zararı karşılamayacağını bildirmesi üzerine şirket aleyhine açılan dava sonuçlandı.

 

İZMİR 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, bir sigorta şirketinin, alışveriş merkezinin (AVM) otoparkında meydana gelen hasarlı trafik kazası sonrası oluşan zararı "olayın kara yolunda meydana gelmediği" gerekçesiyle karşılamaması üzerine açılan davada, otoparktaki kazanın "kara yolu"nda olduğuna karar verdi.

Çiğli ilçesindeki bir AVM otoparkında, D.D'nin kullandığı şirket otomobili ile O.Y. yönetimindeki otomobil çarpıştı. Hasarlı kaza sonrası tutanak tutuldu, O.Y. de durumu daha sonra sigorta şirketine bildirdi.

O.Y, ilgili sigorta firmasının "kazanın kara yolunda meydana gelmediğini" gerekçe göstererek zararı karşılamayacağını belirtmesi üzerine, uğradığı maddi kaybın karşılanması için D.D'nin çalıştığı şirket ile sigorta firmasına dava açtı.

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi de tarafların kusurunun tespit edilmesi için dosyayı Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesine gönderdi.

Daire ise "Maddi hasarlı kazanın meydana geldiği yer (AVM otoparkı) itibarıyla trafik kazası niteliğinde olmadığının anlaşılması ve ihtisasları dışında olması" gerekçesiyle herhangi bir değerlendirme yapmadan dosyayı iade etti.

Bunun üzerine incelemesini tamamlayan İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, şu kararı verdi:

"Gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gerekse Yargıtay kararları dikkate alındığında alışveriş merkezi otoparkı ve park yerlerinde meydana gelen kazalarda, Karayolları Trafik Kanunu'nun uygulanacağı hususunun kabul edildiği, bu haliyle meydana gelen kaza yönünden Karayolları Trafik Kanunu kapsamında değerlendirme yapılacağı tespit edilmiştir."

Mahkeme, ayrıca sürücü D.D'nin yüzde 75 kusurlu olduğunu, sigorta şirketinin "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı" olmasından kusur oranına göre O.Y'nin aracının değer kaybıyla birlikte yaklaşık 4 bin 500 liralık hasar bedelini davalıların karşılamasına karar verdi.

Alacak sigortasında uygulama nasıl olacak, kimler sigorta yaptıracak
19.11.2018
haberler

Maliye Bakanlığı, hem KOBİ’leri hem de piyasayı rahatlatacak alacak sigortasının detaylarını belirleyerek sigorta şirketleri ile paylaştı

KOBİ’ler alacaklarını sigortalatacak, sigorta poliçesini bankaya teminat olarak gösterip, işletme kredisi alabilecek. İki yıldır gündemde olan ve KOBİ’leri, alacaklarını tahsil edememe riskine karşı koruyacak olan alacak sigortasında sona gelindi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, hem KOBİ’leri hem de piyasayı rahatlatacak alacak sigortasının detaylarını belirledi ve sigorta şirketleri ile de paylaştı. Buna göre yeni modelin adı, Devlet Destekli Alacak Sigortası olacak. Uygulama yeni yılla birlikte başlayacak.Hürriyet Gazetesi'nden Noyan Doğan köşesinde konuyla ilgili ayrıntılara yer verdi. İşte Noyan Doğan'ın konuyla ilgili yazısı..

HALK SİGORTA YÖNETECEK

Peki, alacak sigortası nasıl işleyecek ve kimler sigorta yaptıracak? Detaylarını paylaşayım. Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) benzeri bir modelle, Devlet Destekli Alacak Sigortası adı altında, sigorta havuzu kurulacak. Sigorta havuzunu, Hazine ve Maliye Bakanlığı kuracak ve denetimini yapacak. Sigortanın primlerini de yine Bakanlık belirleyecek. Ancak havuzun yönetimini Halkbank’ın iştiraki olan Halk Sigorta üstlenecek. Yani, alacak sigortası havuzunu Halk Sigorta yönetecek. Nasıl ki, sigorta şirketleri bugün TARSİM’in tarım sigorta poliçesini, Doğal Afet Sigortaları Kurumunun (DASK) zorunlu deprem sigortasını satıyorsa; alacak sigortasının da satışını yapacak. Tüm sigorta şirketleri bir anlamda aracı olacak. Alacak sigortası poliçesini satacak, aldığı primi kurulacak olan Devlet Destekli Alacak Sigortası havuzuna aktaracak; bu işten de belli bir komisyon kazanacak.

İŞTE YENİ MODEL

- Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Devlet Destekli Alacak Sigortası havuzu kurulacak.

- Sigorta havuzunun yönetimini Halkbank’ın iştiraki olan Halk Sigorta üstlenecek.

- Sigorta şirketleri poliçe satışında aracı olacak.

- Uygulama yeni yılla birlikte başlayacak.

- Alacak sigortasının primlerini devlet belirleyecek.

- Hasar sigorta havuzundan karşılanacak.

- Prime, devlet desteği olmayacak ancak devletin hasar ödenmesinde desteği olacak.

- Yıllık cirosu 125 milyon TL’ye kadar olan KOBİ’ler sigorta yaptırabilecek.

- KOBİ’ler sigorta poliçesini bankalara teminat mektubu olarak verecek.

NASIL YAPTIRACAKSINIZ?

- Örneğin, tekstil alanında faaliyet gösteren KOBİ’siniz ve 30 milyon TL’lik mal satacaksınız. Üretiminizi de 10 ayrı şirkete satacaksınız. Önce, faturalı alacaklarınızı sigorta şirketine beyan edeceksiniz. Sigorta şirketi tüm bilgileri Sigorta Bilgi Merkezi’ne (SBM) iletecek. SBM, bilanço, mali durum, kredibilite gibi detaylı inceleme yaparak, skorlama yapacak ve bu skoru sigorta şirketine iletecek. Sigorta şirketi de bu skorlamaya göre size sigorta limitleri tahsis edecek. Daha açık bir anlatımla, sigorta şirketi size, ‘şu şirkete 15 milyon TL’ye kadar mal satabilirsin, sigortalarız’ diyecek; kimi şirket için de ‘şu şirkete 500 bin liraya kadar olan alacağını sigortalarız’ diyecek.

Kentsel dönüşüm ruhsatlarına ‘bina tamamlama sigortası’ şartı
15.11.2018
haberler

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı inşaat sektöründe yeni bir dönem başlatıyor. Bakanlık tarafından hazırlanan kanun teklifine göre bundan sonra her müteahhit istediği işi yapamayacak. Firmalar yeterliliği kontrol edilerek buna göre sınıflandırılacak. Her firma sınıfının izin verdiği büyüklükte işe girecek. Hürriyet gazetesinden Gülistan Alagöz’ün haberine göre, kentsel dönüşüm ruhsatlarında ise ‘bina tamamlama sigortası ya da teminat’ şartı getirilecek.

Ayrıca Bakan Kurum’un açıklamaları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın resmi sitesinde de yer aldı. Bakan Kurum şunları söyledi: “Kentsel dönüşüm projesine, gücünüz varsa, bu inşaatı yapabilecek teknik yeterliliğiniz varsa, girmeniz gerekiyor. Dolayısıyla buna ilişkin bir düzenleme geliyor. Bu düzenlemede bu işi tamamlayacak. ‘Tamamlama sigortası’ veya Bakanlığın belirlediği bir yeterliliği sağlaması gerekiyor. Bu yeterliliği sağlayan firmalar dönüşüme girecekler. Dolayısıyla vatandaşlarımızın bu noktadaki mağduriyetini de engellemiş olacağız.”

Yargıtay’dan emsal kasko kararı: Sigorta şirketi, kazada kusuru yoksa alkollü sürücüye tazminat ödemeli
13.11.2018
haberler

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, sigorta şirketleri ile araç sürücülerini yakından ilgilendiren bir karara imza attı. Emsal niteliğindeki karara göre, Yargıtay, trafik kazasında hiçbir kusuru olmayan sürücünün alkollü olmasına rağmen tazminat almasına hükmetti.   

 

Kasko sigortası bulunan davacı, kaza anında alkollü olmasına karşın tüm kusurun karşı tarafta olduğunu belirterek kaza sebebiyle aracında oluşan hasarın ödenmesi talebiyle Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurdu. Sigorta şirketi ise kaza sırasında sürücü davacının 1.29 promil alkollü olduğunu ve bu durumda meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamı dışında bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istedi. Ardından Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun reddine karar verildi. Bunun üzerine davacı sigortalı istinaf yasa yoluna başvurdu. İstinaf talebinin de red kararı vermesinin ardından davacı sigortalı temyiz yoluna gitti. Son olarak konuyu inceleyen Yargıtay 17. Dairesi davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirtti ve davalı sigortacıyı haklı buldu.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin verdiği kararda şunlar ifade edildi: “Zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına zararın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü sigortacıya düşmektedir. Somut olayda, meydana gelen trafik kazasında sigortalı, 1.29 promil alkollü bulunmuştur. Kaza tespit tutanağında, tüm kusurun karşı araç sürücüsünde olduğu belirtilmiştir. Ekper raporunda da %100 kusurun karşı tarafta olduğu açıklanmıştır. Mahkemece de kusur araştırması yapılmadığına göre, olayda hiç bir kusuru olmayan sigortalının sırf alkollü olması nedeniyle rizikonun teminat dışı olarak kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin verdiği karar, kazada kusuru bulunmayan ve yasal promil sınırının altında alkollü olduğu tespit edilen sürücülerde sigorta şirketlerinin tazminat ödemesine yol açacak.

Yargıtay’ın kararı şöyle:

YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2018/297
KARAR NO.2018/4514
KARAR TARİHİ.25/04/2018
MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Asliye Ticaret Mahkemesi

>KASKO SİGORTA, SÜRÜCÜNÜN ALKOLLÜ OLMASI TEK BAŞINA ZARARIN TEMİNAT DIŞI KALMASINI GEREKTİRMEZ.

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.10.2017 tarih ve 2017/483 Esas – 2017/732 Karar sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi süresi içinde davacı vekili tarafından istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili; Sigorta Tahkim Komisyonuna verdiği dilekçede; 25/10/2015 tarihinde vekil edeni … yönetimindeki … plaka sayılı araç ile sürücüsünün belirlenemediği … plakalı sayılı aracın çarpışması sonucunda, davalı … şirket nezdinde kasko sigortası bulunan vekil edenine ait … plakalı aracın hasarlandığını, hasarın giderimi için davalı sigortaya yapılan başvurunun 23/11/2015 tarihli yazı ile olay sırasında sürücünün alkollü olması nedeniyle reddedildiğini, vekil edeninin kaza anında vücudunda 1.29 promil alkol bulunduğunu, ancak kaza tespit tutanağındaki belirlemelerden de anlaşılacağı üzere olayın alkolün etkisi ile gerçekleşmediğini, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları çerçevesinde davalı … şirketinin hasar tazminatını ödemesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 57.349,30-TL’nin sigorta şirketinden tahsiline karar verilemesini talep etmiştir.

… Sigorta A.Ş vekili cevabında; kaza sırasında sürücü davacının 1.29 promil alkollü olduğunun belirlendiğini zaten bu konuda uyuşmazlık bulunmadığını, bu durumda meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamı dışında bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun reddine karar verilmiş, davacının Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetine yaptığı itiraz üzerine itirazın vekalet ücretine ilişkin bölümünün kabulüne, diğer itirazların reddine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti Kararına karşı başvuran vekili tarafından süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı istinaf dilekçesinde, müvekkili sürücünün kaza esnasında 1.29 promil alkollü olmasının kazanın oluşumunda etkili olmaması nedeniyle sigorta şirketinin meydana gelen hasardan sorumlu olması gerektiği, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarının da bu yönde olduğu, dolayısıyla itiraz hakem heyetince verilen kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu belirtmiştir.

İstinaf incelemesinde somut olayda; tazmini istenen zararlandırıcı olayın meydana geldiği tarihin 23/11/2015 olduğu, sigorta teminatı kapsamında kalmayı belirleyecek olan yeni yasal düzenleme mevcut olup; davacının olay sırasında yasal limiti aşacak şekilde alkollü olması nedeniyle meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamı dışında bulunduğunun açık olduğu ve bu nedenle hakem heyetince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından; yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine dair karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda davacı-sigortalı, kendi sigortasından araç hasarını talep etmekte olup, yasa ve poliçenin eki genel şartları yanlış uygulanmıştır. Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1. maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK.’nun 1409(1282 md.) maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinde; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına zararın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü sigortacıya düşmektedir.

Somut olayda, meydana gelen trafik kazasında sigortalı, 1.29 promil alkollü bulunmuştur. Kaza tespit tutanağında, tüm kusurun karşı araç sürücüsünde olduğu belirtilmiştir. Eksper raporunda da %100 kusurun karşı tarafta olduğu açıklanmıştır. Mahkemece de kusur araştırması yapılmadığına göre, olayda hiç bir kusuru olmayan sigortalının sırf alkollü olması nedeniyle rizikonun teminat dışı olarak kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK 373/2. maddesi uyarınca dosyanın mahkemesine (hakem heyetine karar örneğinin) Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 25/04/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Kasko fiyatları yüzde 20 artacak
13.11.2018
haberler

AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, kasko sigortasında artan maliyetler nedeniyle yüzde 20 fiyat artışı olacağını söyledi

Axa Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, kur ve enflasyonun hasar maliyetlerini yukarı çektiğini, buna araç bedellerindeki artış da eklenince kaskoda fiyatın yüzde 15 arttığını belirterek, “Önümüzdeki sene ise yüzde 20’ler civarında prim artışı olabilir” dedi.

AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, kasko sigortasında artan maliyetler nedeniyle yüzde 20 fiyat artışı olacağını söyledi. Ölken, bu yılın ekim ayında, geçen yılın aynı dönemine oranla hasar maliyetlerinin döviz kurundaki artış yüzünden yüzde 55 arttığını belirterek, hasarların yüzde 60-65’nin yedek parçadan oluştuğunu ve dövizdeki artışın yedek parça fiyatlarını ciddi artırdığını kaydetti. Bu yılın başından itibaren ise kaskoda maliyet artışının yüzde 40’ı bulduğunu savunan Ölken, “Geçen yılın ekim ve aralık aylarında itibaren maliyetler artmaya başladı. Bunun da fiyatlara yansımayacağını düşünmek gerçekçi değil. Ama fiyatları biranda yükseltemezsiniz. Yavaş yavaş yansıtmak durumundayız, çünkü tüketiciyi korumak zorundayız. Bence fiyat konusunda sigorta sektörü, tüketiciye destek oluyor” dedi.

Yavuz Ölken, haziran ayında kasko sigortasından şirketlerin teknik zarar ettiğine de değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Haziran’da zarar vardı; üzerine enflasyon ve kur etkisini koydunuz mu; eylül ayından itibaren kaskoda kademeli olarak fiyat artışı tüketicilere yansımaya başladı. Bunun da 2019’un ilk çeyreğine kadar süreceğini düşünüyorum. Tabii sadece maliyet artışı değil, araç bedelleri de yükseliyor ve buna paralel primler de artıyor. Araç bedelleri yukarı çıktığında zaten parça ve tamir maliyetleri de artıyor. Bunlar birbirlerini tetikleyen unsurlar.

HDI Sigorta’dan yeni bir hizmet: Tamamlayıcı Sağlık Sigortası
13.11.2018
haberler

Yeni ürünü ile anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarında fark ödemeden hizmet alma kolaylığı sunan HDI Sigorta, müşterilerinin yatarak ve ayakta tedavilerine teminat sağlıyor.

Tamamlayıcı sağlık sigortası ile müşterilere yönelik hizmet kapsamının genişlediğini ifade eden HDI Sigorta Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu, “HDI Sigorta olarak her geçen gün hizmet ağımızı ve kalitemizi artırmayı hedefliyoruz. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürünümüz ile birçok ayrıcalık ve kolaylığı bir arada sunacağız. Yeni ürünümüz ile daima yanlarında olduğumuz müşterilerimize sağlık konusunda da destek olacağız” dedi.